banner3088

Hayat Ne Yapsın

Hayat Ne Yapsın

İnsan hayatını tanımlamak için iyilik ve menfaat kelimesine “insani” kaydı eklenmelidir. Zira iyilik ve menfaati amaçlamak bizatihi hayatın kendisidir. 

Hayatı doğum ile ölüm arasında sınırlı zaman aralığı şeklinde tanımlamamalıdır.  Bilakis, doğum ile ölüm arasındaki sınırlı zaman aralığı,  hayatın “organik varoluş” biçiminde kendisini gösteren bir kısmıdır. 

Bireysel menfaatten feragat edilmesi,  bir meziyet, fazilet ve büyüklük anlamına gelmez. Her insanda olması gereken davranış biçimidir. İnsani hayatın olmazsa olmaz bir şartıdır. Öyle bir şart ki gerekliliği kendisinin ve diğer şahsiyetlerin kâinat içindeki konumunu ve bunların birbirleriyle olan ilişkileri insanın gözünde, hayatın ortaya çıkışı ve çelişkisi, vicdanın ikileşmesi gibi elem verici haller bütün dehşetiyle tecelli ettiği zaman gerçekleşir.  İnsan önceden, hiç bir şey değilken, gerçekten bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu?” (Meryem Suresi -67)

Hakiki ve insani hayatımız içinde dostlarımızla, sevdiklerimizle sevenlerimizle birlikte paylaşamadıklarımızdan dem vurmazmıyız, zaman zaman… Oysaki zamanın nasılda kimseyi es geçmeden akıp gittiği yadsınamaz…  Hâlbuki o gün yapmayıversek hayatımıza sekte vurmayacak işlerin amansız bahanesi, nice güzel anı yaşamadan geçiriyor zamanın içinden. Yarının belirsizliğine rağmen ertelediğimiz umutlarımız; yarın, zamanın bir vaadi oysa teminatsız, yarın okyanusta binilen sandal küreksiz, rotasız…

Sevdiklerimizle, dostlarımızla bir araya gelip, sohbet edemeyişimizden, bir fincan kahve içemediğimizden buna zaman ayıramadığımızdan şikâyetçi değilmiyiz? Kırk yıl hatırı olduğunu söylediğimiz, tadını dost muhabbetinden alan kahvenin yerine plastik bardakta poşetle tatlandırılmış çayı tercih ediyorsak hayatın suçu ne?

 

Bir araya gelerek yan yana yüz yüze oturup, samimi, sıcak gönül sohbetleri yerini herkese mal olmaktan eskimiş, kişiliksizleşmiş, hissiz mesajlar yolluyorsak cep telefonundan sevdiklerimize ve ardından –artık insanlık kalmadı, nerede o eski günler diye - serzenişte bulunuyorsak, bu kendimize batıracak iğne kalmadığından mıdır? İlişkilerimizde beklentilerimizi o kadar yüksek tutuyoruz ki, bir anda dağ oluveriyor önümüzde. Ve dağların dağlara kavuşamazlığında mesafeler giderek artıyor, uzaklaşıyoruz insanlardan. Bütün memnuniyetsizliklerimiz bir sis bulutu gibi çöküyor, düşsel kırılganlıklar yaşıyoruz. Oysa güneş her gün doğuyor biz görelim diye… Bakmıyoruz, bakamıyoruz, aklımıza gelmiyor.

 

Kaç nefes olduğunu bilmediğimiz, hiç bitmeyecek gibi hoyratça harcadığımız nefeslerimizin kıymetini bilmiyorsak eğer, bize bahşedilen nefesi boşa harcıyorsak, hayat ne yapsın?


Hasbi Demirtaş

25.01.2015

 

YAŞAMAYA DAİR

 

Yaşamak şakaya gelmez,

büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın

                       bir sincap gibi mesela,

yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,

                       yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,

yani o derecede, öylesine ki,

mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,

yahut kocaman gözlüklerin,

                        beyaz gömleğinle bir laboratuvarda

                                    insanlar için ölebileceksin,

                        hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,

                        hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,

                        hem de en güzel en gerçek şeyin

                                      yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

           hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

           ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

                                      yaşamak yanı ağır bastığından.

 

Bu dünya soğuyacak,

yıldızların arasında bir yıldız,

                       hem de en ufacıklarından,

mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,

                       yani bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde,

hatta bir buz yığını

yahut ölü bir bulut gibi de değil,

boş bir ceviz gibi yuvarlanacak

                       zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,

duyulacak mahzunluğu şimdiden.

Böylesine sevilecek bu dünya

"Yaşadım" diyebilmen için...

Nazım HİKMET

                            

 

 

YORUM EKLE

banner3205

banner3197

banner2250

banner3196