banner3088

İşin Kolayını Seçmek


Ülkemizdeki seçim kurallarından kaynaklanıyor olsa gerek, seçtiklerimizin çoğu hep kolaycılığı seçmişlerdir. Seçilmişlerin partilerine bir göz atın. Kaç tanesi adını gündemde tutabiliyor. Eğer liderlerin dışında CHP de Muharrem İnce, MHP de de Oktay Vural olmasa vay o partilerin haline. Seçilmişlerin görev süreci içinde iki elin parmak sayısı kadarının adı sanı duyulur. Geriye kalanların varlıklarından haberimiz dahi olmaz. Ülkenin seçilmişleri bu denli kolaycı olunca, ülke işlerini yürütmekle yükümlü olanların da kolaycı olmasını yadırgamamak gerekir. Örneğin belediye başkanları oturdukları koltuğun soğumasından korkuyor olacaklar ki kalkıp seçmenlerinin arasına girmezler. Yönettiği yerleşim alanının nelere gereksinimi olduğunu kendi gözleriyle görmek istemezler. Kendilerine verilen bilgilerle yetinirler. Bu konuda örnek bir insandan söz etmemek, o çok değerli insana karşı haksızlık ve vefasızlık olur. O Kurtuluş Savaşımızın destan yazdırdığı günlerde en çok yıkıma uğramış illerin başında gelen güzel İzmir’imizin valisiydi. İzmir’in efsane valisi Kazım Dirik. İzmir’in hangi ilçesine giderseniz gidin. Yol boylarında mutlaka bir Kazım Dirik çeşmesiyle karşılaşırsınız. O dönemde İzmir’in en sapa ilçesi olan Karaburun yolunda bile suyu gürül, gürül akan mermerlerle güzelliğine güzellik katılmış bir çeşmesi vardır. Foça’nın en küçük köyü Kocamemetler köyüdür. Valiliği döneminde on beş haneli bir köydü. O köyün okulunu gören hayretini gizleyemez. Zira köyün okulu bir askeri kışla olacak büyüklüktedir. Vali Kazım Dirik yolları bile olmayan köylere at veya eşeksırtında giderek köylüleri, köylerine okul yapmaya teşvik etmiştir. Yerini belirlediği yere planını kendisinin hazırladığı şekilde temeline ilk kazmayı kendisi vururdu. Köylülere ben size bu bina için gerekli olan kireci, kiremitleri göndereceğim. Gerisini siz halledersiniz derdi. Başlattığı eserinin ne durumda olduğunu görmeden edemezdi. Tüm olumsuzluklara rağmen okul inşaatının ne durumda olduğunu mutlaka yerinde görür ve bir an önce bitirilmesi için köylüleri teşvik ederdi. Yaşamakta olduğumuz süreç içinde, yolsuz köy kalmadığı halde, teknolojinin olabildiğince kolaylık sağladığı günümüzde, ilinin valisini köylerinde görmüş kaç köylü vardır? Rahatça hiç yok demekte hiçbir sakınca görmüyorum.

Bankamatiğe para yatırdığınızda veya para çektiğinizde fiş istiyor musunuz diye bir yazı çıkar? Ardından da bir uyarı. Alacağınız fiş ormandan bir ağaç eksilmesine neden olur. Küçücük bir fişin toplamda ormanlarımızdan bir ağaç eksiltiyorsa, temizlikte kullanmakta olduğumuz kâğıt peçetelerin, kâğıt havluların ve burnumuzu silmekte kullandığımız kâğıt mendillerinin tam bir orman katili olduğunu düşünmemiz gerekmez mi? Muğla’dan Marmaris’e gidenler yedi kilometrelik okaliptüs ağaçlarının tünelini çok iyi bilirler. Dalaman Kâğıt Fabrikası kurulduğunda ilk işleri o devasa okaliptüs ağaçlarına gözlerini dikmek oldu. O ulu ağaçlar kesilecek ve kâğıt fabrikasında kâğıt hamuru olacaktı. Neyse ki başlattığım kampanya ilgi gördü ve çok büyük bir destek aldı da ağaçlar kurtuldu. Ya kurtulmasaydı ne olurdu? Yerli ve yabancı kim olursa olsun o ağaç tünelinin içinden geçmekten büyük haz duyar. Gezi anılarında çok önemli bir yer tutar.

Gelişmiş ülkelerde en az elli yıldan beri çöpler evlerde ayrıştırılır. Böylece çöplerden ekonomiye çok önemli katkılar sağlanır. Oysa bizde halen çöpler aynı çöp kutusuna konulur. Öylece çöp bidonlarına atılır. Öyle de olunca çöp dağları ekonomiye kazandırılacağına büyük sorunlar yaşanmasına neden olur. Bu konuda halkı eğitmek yöneticilere çok zor gelir. Gerçi halen kuraklığın çözümünde yağmur dualarının etkili olduğunu sanmakta olan ülke insanlarını eğitmek oldukça zordur ama önemli olan zoru başarmaktır. Önce yağmurun ormanın anası olduğunu öğretmek gerekir. Sonra da ormanların ekonomiye olan katkısını. Zira orman demek yağmur demektir. Yağmur ise bereket, zenginlik demektir. Eğer bir gün gelişmemiş olmanın nedenini düşünebilecek olursak, ancak o zaman heder etmekte olduğumuz değerlerin önemini kavrayabiliriz. Sosyetenin her yıl değiştirmekten büyük zevk aldığı mobilyalar için ne kadar orman ağacı katledildiğini akıllarına getirebiliyorlar mı?

Çöplerin, daha doğrusu geri dönüşümün ve ormanın ne kadar önemli olduğunu kavradığımız gün kalkınmanın en önemli adımını atmış oluruz. Aksi halde yoksulluk yüzünden bir poşet yiyeceğe oy verilen bu süreç sonsuza kadar sürer gider.

Özcan Nevres ozcan.nevres@gmail.com

www.ozcannevres.com

 
YORUM EKLE

banner3205

banner3212

banner2251

banner3196