banner3088

İsraf etme insaf et!

“Damlaya damlaya göl olur” Atasözünü hepimiz biliriz. Küçük sanılan şeyler, birleştiği zaman büyük rakamları, büyük hesapları ortaya çıkarır.

Şöyle ki; dakikada on damla kaçıran bir musluk ayda yüz yetmiş litre su akıtmaktaymış.

Küçümsediğimiz şeyler, dünyada açlık ve yokluk içinde kıvranan milyonlarca insanın ihtiyaçlarına kafi gelebilirdi…

Son yıllardaysa, ki ben bu yıllara “boş görsel yılları” derim. Bu israf kat kat artı, tasarruf tasarruf diye diye, tüket tüket anlama gelmesi, oda yetmedi, eyleme dökülmesi içler acısı. İhtiyaçlarımızı karşılıyoruz evet hem de öyle böyle değil. Lüks evlerde oturup, sanal alemde köy sobalı evler paylaşıyoruz. Lüks restoranlara gidip, köy kahvaltısı istiyoruz. Moderniz ya çağa ayak uyduruyoruz ya, bu nasıl bir ironi aklım almıyor…       

Bu son yıllardaysa görsel şölen, hediyeler, yemekler, davetler ve son trend Kafe ve pastanelerde doğum günü partileri. Hepsine eyvallah ama israfa “hayır” arkadaş. Pasta tabi ki olacak ama o onlarca resimli kurabiye süsleri, ıvır zıvırlar nedir? Ha onları üretenlere de saygım sonsuz. Bir emek var göz ardı edemeyeceğimiz ama lütfen israf edilmesin yazık, günah inanın. Abarttık her şeyde olduğu gibi. Neden bu denge ayarlanamıyor, bende bunu anlamıyorum…

Yeni doğan yavrular elbette ki her şeyin güzelini hak ediyor ama çok israf var…

‘Kırk uçurmak’ ve ‘bebek mevlidi’ evet adettir, peki bu diğerleri?

İlk diş hediyesi, ilk adım hediyesi, bir de 6 ay kınası çıktı. Şimdi bu israf değil de nedir?

Kız bebeklere kına, erkek sünnetinde şölen, anaokulunda kep atma töreni vs. Sonrada çocuğa hedef koy ve saygı bekle. Yok öyle bir dünya… Biz her şeyi peşin peşin veriyoruz onlara. Niye çabalasın bu çocuklar. Eğitim zaten ezber üzerine, kitabı kapat, bitti bilgi…

Eskiden bugüne gelelim lütfen! ÖZÜMÜZE…

Bize yapılmadı da büyümedik mi? Yürümedik mi? Hayatın canını bile okuduk be…

Çünkü biz çalıştık, çabaladık, hazır bulmadık. Anlatabildim mi? Dağlar kadar farkı göremeyecek kadar, gözlerimiz kamaştı bu parlak ve boş gösterişlerden… Sonumuz körlükten öte değildir.

Peki, bütün bu hediyelerin ambalajlarını baz alalım. Acaba hiç düşünülüyor mu bunların doğaya verdikleri zarar? Günü kurtarmak için yaşıyor olduk. Biz o çocuğu dünyaya getirmeden, hep karnımızı koruduk, ona zarar gelmesin diye, yeme içmeye dikkat ettik dimi? Peki ya onu getirdiğimiz dünyayı koruyabildik mi? O bizde 9 ay kaldı ama hayatını bu dünyada yaşayacak dimi? O bebek anlamıyor ki yapılanı, iyilik ve sevgi bu değil. İstediği sadece kucak ve şefkat, sıcacık bir sevgi öpücüğü… Biz doğaya zarar vererek çocuğumuzun yaşam alanına zarar vermekteyiz.

Ne israf etmeli, ne de kısmalıdır. Bunların ortasını bulmak ise makbulüdür. Buna iktisat etmek denir.

Allah-ü Teala buyuruyor ki; “Cimri olma, israf ta etme” (İsra 29.)

Biz insanlar adaletli olup davransaydık, bir çocuk küvet içinde saatlerce oynarken, diğer çocuk bir kap su için ölmezdi…

Analık bir çocuğu düşünmek değildir. Analık tüm çocuklara eşit davranabilmektir.

EL AÇTIRMAYALIM, EL ELE VERELİM!

“Bu kadarcık şeyle mi doğaya zarar veriyoruz” diyen arkadaş; kayayı delen suyun gücü değildir, sürekliliğidir hatırlatırım…

İnsan doğayla savaş içinde, kazanırsa kaybedecektir!

Sevgiyle kalın… Ama gerektiği kadar alın. 


YORUM EKLE

banner3205

banner3196

banner3552

banner3197