banner3088

İyi ki doğdun Abiciğim

31 Temmuz…  1991 İstanbul’unda güneşte parlayan esmer teniyle, etrafa umut saçan bir çocuğun ilk bağırtıları duyuluyordu. 9 ay 10 gün bekledikten sonra “Ben varım!” dercesine yırtınan bu tiz sesli çocuk,  510 km2’lik dörtte üçü su olan bu büyük küreye “Merhaba” diyordu.  Mutluluktan şaşırmış bir babanın aslanı, kalbi merhametle dolu bir annenin ilk göz ağrısı işte o zaman doğmuştu. Tüm umutlarını dünyaya taşıyan bu çocuk, bin bir zahmetle ve eşsiz bir sevgiyle büyütülecekti.  İşte beni herkesten sakınan ve doğduğumdan bu yana koruyan biricik abim sıcak bir yaz ayında kucaklamıştı dünyayı.

Dünya dönüp, ay parladıkça büyümeye başlıyordu. Anneme yaşatacağı ağrılı diş çıkartma zamanları ve babamı uykusundan edecek sancılı geceleri başlamıştı. Erkekliğini belli eden kalın bir sesi ve huysuz bir tavrı vardı. Yürümeye başlaması, ilk “Anne” deyişi, sevimli tavırları ile birlikte gelecek iki sene boyunca anne ve babasına yaşatacağı birçok huysuzluk daha vardı.

Takvimdeki sayfalar yenilendikçe, cılız bacakları kaslanıyor ve gelişmeye başlıyordu.  Beş yaşına geldiğinde nizamı bozmayan kurşun askerleri ve türlü renklerden misketleri olmuştu.  Bakkaldan aldığı plastik topları ve üstüne bulaştırdığı dondurmaları ile çocukluğunu yaşamaya devam ediyordu. Unutmadan, bir de çaydanlık tutkusu vardı. Her gittiği yerde çaydanlığın kapağıyla oynayıp, “Çıt” diye kapatıveriyordu. Bu annesinin sinirlerini bozsa da hiç vazgeçmeyip, tekrar deniyordu. Azarlamalar ve sevgi ile geçirdiği çocukluk evresi bitmişti.

10 yaşına geldiğinde, ailesine ben de katılmıştım. Artık bu güzel aile genişlemeye ve sevgiyle dolmaya başlamıştı. İşte o zamandan bu yana beni korumaya başladı. Düştüğümde dizimi incittiğimde ya da ağladığımda her zaman yanımdaydı.  Bisiklet sürmeyi baba bir türlü öğretememişti. O zaman çok kızmıştı ve beni arkadan hızlıca itip, dengede durmamı sağlamıştı. Sonuç olumsuz olsa da ondan bir şeyler öğrenmeye ilk o zaman başladım. Daha sonra aynı okula gitmeye başladık. O zaman can yakan birisi olacağı belliydi. Bir sürü kızla konuşuyor ve benimle ilgilenmiyordu. Okuldan eve gelirken elimi öyle bir sıkıyordu ki bileğimdeki eklem noktamdan kan bile geçemiyordu. Ben büyümeye başladıkça kıskançlığı da artıyordu. Bu huyunu hiç sevmezdim. Ondan ilk o zaman nefret etmeye başladım. Ama bu nefretin sonradan sonsuz bir sevginin göstergesi olduğu aklıma dank etti. Giyindiklerime karışıyor, yaptıklarımı yadırgıyor ve annemleri kendi tarafına çekiyordu. Bu zamanlarda yalnız hissetmeye başlamıştım. Ama yalnızlığım karne günlerine kadar sürüyordu.  Karneleri aldığımızda ben hep gülümsüyor ve bunun tadını çıkarıyordum. Fakat abim zayıfları olan karnesini rüzgarda yanlışlıkla (!) uçurtmak için elinden geleni ardına koymuyordu.  En son çekyatın altına saklamıştı babam görmesin diye.  Fakat babamın sesi yükselmeye başlayınca onu olduğu yerden çıkarmaya gitmişti. O günü hiç unutmam, babam, ben ve annem çay içerken abim ders çalışmak zorunda kalmıştı. Ona acıdığımı ilk o zaman hissetmiştim.

Zaman geçtikçe şafakları sayacağımız gün de yaklaşıyordu. Nihayet o gün de gelmişti. 8 Ocak Pazar akşamı evde bütün akrabalar toplanmış, abimi uğurlamaya gelmişlerdi. Saatler yaklaştıkça anne ve babamın suratındaki ani soğukluğun abim yüzünden olduğu anlaşıldı. Otobüse binerken herkesle vedalaştı ve 460 günlük bir serüvene ilk adımını attı. O günden fazla bahsetmeyeceğim çünkü abim geldiğinde cinayet işlemesinden korkuyorum.

 Askere gittiğinde bile hiçbir şey değişmedi. Görüntülü msn konuşmaları, uzun telefon görüşmeleri derken reklamlar hala devam ediyordu. Ve şimdi sadece 224 günü kaldı.

 

Hmmmm… Bunu neden yazdığımı unuttum, inan hiç hatırlamıyorum. Dur bakayım… Dur dur buldum. Doğum günün kutlu olsun Abilerin bir tanesi! İzmir ile İstanbul arası 5 saat 39 dakika… Sana 535 km öteden 5 saat 39 dakika uzaklığında ailece bütün iyi dileklerimizi gönderiyoruz.

 Sana klasik bir doğum günü hediyesi ve mesajla “İyi ki doğdun” demek istemedim.  Ne olursa olsun, kısa bir zaman sonra askerden dönecek ve vatanımızı koruduğun gibi ailemizi de korumaya devam edeceksin.

 
YORUM EKLE
YORUMLAR
mustafa altınışık
mustafa altınışık - 7 yıl Önce

rıdvan kardeşime, bu duygu dolu sözler yerinde ve layıkıyla olmuş bizi de duygulandırdığın için teşekkür ederiz, merve...

banner3205

banner3196

banner3552

banner3211