banner3088

Kaçalım mı?

Şu hayatta en az bir defa tadına bakılması şart olan bir şeydir köye gidip bir müddet kalmak orada…

Zordur yaşam köyde, şehir hayatı biraz daha kolaydır çünkü her şey elimizin altındadır. Köyde ise bazen bir şey almak için kilometrelerce gidebilirsin. Teknolojinin gücü doğaya yenik düşer orada, kuşların ötüşü, rüzgârın sesi, tavukların kavga edercesine o coşkulu sesin meğer yumurtaya sevindiklerini görmek… Doğanın kollarına bırakılmış gibi huzurlu ve mutlu hissedersiniz kendinizi. Yeşilin her tonunu görürsünüz. Asıl eğlence elinizin altındadır işte o an. Dolaşırsınız umarsızca, korku yok, tedirginlik yok, endişe yok. Ağaçların verdiği serinliği teninizde hissedersiniz. Çobanın şarkı söylemesini duyar gider. Yanına ekmeğini bölüşür senle sohbet edilir. Ah o huzur, o sadelik, o çamurdan pasta yapılan çocukluk… Mis gibi huzur kokan havası… Ciğerlerine mutluluk dolar, her hücren sevinir hissedersin.

Köydeki zorluğun içindeki huzur ve mutluluk, şehirde kolaylığın içindeki mutsuzluk ve huzursuzluk… Köy deyince komşuluk, kardeşlik, anne baba, huzur ve en önemlisi çocukluk özlemini hissederiz ve ruhu huzursuz ve rahatsız olan bir beden mutlu olabilir mi ki? Köydeki Hasan Ağabey’im en son ne zaman doktora gittiğini hatırlamaz bile… Biz ise antidepresanlarla başlarız güne, her köyde bir deli vardı eskiden. Şehirdekiler hep akıllıymış gibi algılanırlardı, medeniymiş gibi hey yavrum hey, gel de şimdi gör: O medeni akıllı insanlar oldu modern deliler, köydeki deli yine o deli, uzun ömrü olsun inşallah. Diyeceğim şu ki:

Şehir bizi boğuyor, kimle konuşsam hep bir kaçma isteği var, nereye olursa olsun yeter ki uzak olsun… Ne garip insanoğlu birçok şeyimiz lüks olmasına rağmen yine mutsuzuz. Küçükken düşünce acırdı canımız, şimdi Düşününce… Çünkü tutsak kaldık bu beton yığına, programlanmış robotlar gibiyiz ve kabul etmesek de profesyonel birer deliyiz. J

Şimdi sorsam: Var mısınız mis gibi kekik kokan çayırda çay demleyip içmeye; sadece ekmek, domates, peynir yemeye? Akşam olunca da ateş yakmaya, çıtır çıtır ağaçların sesini dinlemeye, alevlerin gökyüzüne yükselişini izlemeye? Uykun gelince de hemen oraya kıvrılıp uymaya? Sabah mis gibi ıhlamur çayının kokusuyla uyanmaya var mısınız? Şimdi söyleyin bana bu huzuru hangi şehirdeki hotel veya ev verebilir? İşte bu huzur köyde! Psikologlara gidip kendimize psikanaliz yaptırıp çocukluğumuza ineceğimize, bir torba ilaçla döneceğimize, toplayıp bavulumuzu kaçalım köye çocukluğumuza yılda bir de olsa gidelim oradaki huzuru teknolojiye değişelim…

Sadelik orada, saflık, temizlik, beklentisiz sevgiler, lens olmayan gerçek gözler orada hala var…

Kalabalığın içinde yalnızız farkında mıyız? Kafelerdeki o yapmacık kahveler ve sohbetler yüzeysel gülümsemeler, bizim hayatta kaybımız meğer ne kadar çok değil mi? Kendimize vakit ayırmaktan bile aciziz artık, oysaki köyde üç beş kişiyle köpüklü kahveler, bol ve temiz sohbetli günler var bunu biliyoruz ve en acısı da gidemiyoruz çünkü alışıyoruz monotonluğa…

Var mısınız tatillerde birçoğumuz köye kaçalım şehirlerden uzak? Nasıl olsa hangi şehirden gidersek gidelim aslında hep aynı köye gideceğiz hani şu tahtalı olan…

Vaktimiz henüz varken dağa, kekik kokan huzur ve çocukluk kokan köyümüze bir daha gidelim! 

YORUM EKLE

banner3205

banner3211

banner3152

banner3196