banner3088

Kaçınılmaz Son

Kayınvalidem Fatma Çiçek Çalkın sekiz yıldan beri Alzheimer hastasıydı. On dört nisan sevgililer gününde onu toprağa verdik. Ölen bir insanın evinde neler yaşandığını hemen, hemen hepimiz biliriz. Apartman yaşamından önce çok büyük bir komşu dayanışması vardı. Oysa günümüzde apartmanlarda yaşayanlar altındaki, üstündeki, hatta karşı komşularını bile tanımamaktadırlar. Oğlumun evinin kapısı balyozla kırılırken çıkardığı gürültüye bile koskoca apartman içinde bir tek kişi dahi ne oluyor diye bakmamıştı. Sanki aynı olayın kendi başlarına gelmeyecekmiş gibi. 

Kayınvalidemin öldüğünü haber alan komşuların neredeyse tümü baş sağlığı dileğinde bulunmak üzere geldiler. Bizim için bu durum adeta sürpriz olmuştu. Bizim için en büyük sürpriz Gaziosmanpaşa belediyesinin örnek uygulamalarıydı. Kapı çalındığında kapıyı açtığımda karşımda iyi giyimli bir efendi vardı. Ben Gaziosmanpaşa Belediye Başkanının adına ölen teyzemizin ailesine şahsım adına da baş sağlığı dilemeye geldim. İçeriye girmeme izin verir misiniz dedi? Doğrusu böyle bir durumla karşılaşacağım aklımdan bile geçmediğinden bir hayli şaşırmıştım. Hemen içeri buyur ettim. Koltuğa yerleştikten sonra hal hatır soruldu. Daha sonra ölen bir insanın evinde geleneklerimize göre üç gün yemek yapılmaz. Bu nedenle belediyemiz size üç gün yetecek yiyecek göndermiş bulunuyor dedi. Tam o sırada belediyeden bir kazan pilav ve bir kazan da helva geldi. İzin verirseniz ölen annemizin ruhuna Kuranıkerim okuyacağım dedi. Sormanıza bile gerek yok dedim. Okumaya başladı. Aman Allahım o ses ne öyle? Muhteşem bir ses. Diyebilirim ki rahmetli Kani Karaca’yı bile aratmayacak bir ses.

Ben Küçükköy’deki evimize vardığımda kayınvalidemin cenazesi belediye tarafından alınıp gasil haneye yıkanmak üzere götürülmüştü. Yıkanıp kefenlendikten sonra cenaze arabasıyla tekrar evimizin önüne getirildi. Tüm bu işlemler için ise tek bir kuruş bile almadılar. Mezarlıklar Müdürlüğünün aldığı iki yüz lira mezar parasından başka hiçbir masraf çıkarmadılar. Böylesine güzel bir hizmeti acılı ailelere sundukları için Gaziosmanpaşa Belediye Başkanına, yönetimine ve tüm emeği geçenlere şükranlarımızı sunarız.

                                                           ***

Bilindiği gibi yaprak dökümünde ve ağaçlara su yürümeye başladığında ölüm olayları artar. Şüphesiz ölüm yadırganılacak bir olgu değildir. Atalarımız ne güzel söylemişler. Az yaşa, çok yaşa, akıbet gelecektir başa. Yaşı ne olursa olsun her ölüm ölenin yakınlarına ve komşularına acı verir. Ama öyle ölümler var ki insanı isyan ettiriyor. Soğuklar başladığından beri gazetelerde sık, sık soba zehirlenmesi yüzünden ölüm olayları okuyoruz. Bu ne kaderdir, ne de şansızlık. Bu düpedüz ihmal ve sorumsuzluktur. Soba ile ısınanların öncelikle yapacağı iki önemli görevi vardır. Birincisi bacayı temizlemek ve bacanın üstüne rüzgârın baskı yapmasını önleyecek düzenek koymaktır. En iyisi bacaya fırdöndü veya H takılmalıdır. Bunu yapmakla da yetinmemelidirler. Sobanın bulunduğu odaya mutlaka bir gaz kaçağı ihbar aleti takmalıdırlar. Duman da gaz olduğundan bu cihazlar duman yoğunlaştığında kulakları tırmalayan çok yüksek bir sesle uyarı yapar. İsteyenler bu cihazı doğalgaz malzemesi satan iş yerlerinden kolayca satın alabilirler. En son sorduğumda kırk beş lira olduğunu söylemişlerdi. İnsanlarımız doksan liraya alabilecekleri cep telefonu olduğu halde binlerle ifade edilen telefonlar alabilmektedir ama elli liraya bir gaz alarm cihazı almayı gerekli görmezler. O elli liralık cihazı alıp evlerine takmadıkları için bir facia ile karşılaştıklarında boşuna dövünürler. Zira dövünmek gidenleri geri getirmez. Bunu göz önüne alarak lütfen bir gaz alarm cihazı alıp evinize mutlaka takın. Zira son pişmanlık para etmez.
Özcan Nevres  

 
YORUM EKLE

banner3205

banner3211

banner2252

banner3196