banner3088

Kendini Bilmek

 Kişinin kendini tanıması, psikolojik ve fiziksel açıdan kendinde olanları bilmesi, kendinde olanların farkında olması ve bunları doğru değerlendirmesi ile ilintilidir. Bir insanın fiziksel özelliklerini, duygularını, düşüncelerini, talep ve gereksinimlerini, güçlü ve zayıf yönlerini, gaye ve değerlerini, yeteneklerini ve becerilerini tanıması/bilmesi,  bunların farkında olmasının ifadesidir. Kendini iyi tahlil eden, tanıyan bir insan yaşayacakları karşısında neler hissedeceğini, neler düşüneceğini, nasıl tepki verebileceğini, nasıl davranacağını olacağa/yaşanacağa yakın öngörebilir.

İnsanın ruhsal özelliklerini tanıması, bedensel özelliklerini tanımasından daha zor gerçekleşen bir durumdur. Ancak uzun süreli, sabırlı ve dirençli, dik duruşlu ne istediğini bilerek tavırlı olmak bu süreci kolaylaştırır. İnsanın kendini tanıması sınırı/sonu olmayan bir uzun yolculuktur. Sınırı olmaması da insanın kendi doğasından kaynaklanır. İnsan zihninin işleyişi ve bilinç dışı, insanın genelinde kendini tanımasını engeller. Kişinin kendini tanımasının en pratik şekli kişinin hangi durumda nasıl davranacağını, ne tür duygular yaşayacağını, nasıl tepkiler gösterebileceğini bilmesidir. Bundan ötesi aşama aşama ruhsal dinamiklerin çözümlenmesini içerir. Bu çözümlenme hem bilinç dışı, hem bilinç öncesi, hem de bilinçli ruhsal süreçlerin ele alınması ve bu ruhsal süreçler arasındaki ilişkilerin gözlemlenebilmesi ile mümkündür.

Sanıldığından daha zor bir prosestir insanın kendini tanıması. İnsanın kendi davranışlarını gözlemlemesi, yorumlaması ve yorumlarının doğruluğunu sonraki yaşantıları ile sınamasını; en azından belli dönemlerde kendisini ve başkasını yargılamayı bırakabilmesi, olası karşılaşacakları ile cesurca yüzleşebilmesini ve yaşadığı duygulara katlanabilmesini gerektirir. İnsanın kendini tanıması sürecinde zaman zaman başkalarının değerlendirmelerini alması ve diğer insanlar üzerinde yarattığı etkileri gözlemlemesi, geri dönüşüm olarak yararlı bilgiler verecektir. Bu zor yolculuk için sabır ve cesaret gösteren, emek harcayanların çabalarının karşılığını  daha nitelikli ve doyumlu ilişkiler kurarak alırlar.  Nitelikli ve doyumlu insan ilişkileri kurmak/kurabilmek, insanın kendisini ve diğer insanları tanıması ile mümkündür. İnsanın kendini bilmesi bir erdemdir.  “ilim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, ya nice okumaktır.” Yunus Emre

Kendini bilmek için insanın kendisini bilmeyi istemesi, atılması gereken ilk adımdır. İnsanlar, kendilerinden çok, kendileri dışında olup bitenlerle ilgilenmeyi tercih ederler. Var olma refleksi, dış dünyayı insanın, insan olabilmenin önüne geçirmektedir. Dış dünyayı anlamaya, algılamaya, tanımaya, bilmeye çalışırken, bu işi kendimiz için yaptığımızı unuturuz. Biz, var olabilmek için dışımızda olup bitenlerle uğraşırken, dış dünya bizi yavaş yavaş yutmaya başlar. Çoğu zaman bırakın kim olduğumuzu, yaşadığımızın bile farkında olamayız. Olaylar bizi peşinden sürükler, oysa insana yakışan olayların peşinden sürüklenmek değil, olayları kontrol ederek, hükmederek peşinden sürüklemektir. Kendini bilmek istemeyen, kendini bilmek için özel emek harcamayan, asla kendini bilemez, kendini bildiğini zanneder. Dış dünyamızı ihdas ederken, iç dünyamızı ihmal etmek, ruhsal çöküntüye ivme kazandırmaktır. 

“Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.” (Mevlana)  Kimlik ve kişilik dediğimiz kavramlar, kendimizle-kim olduğumuzla ilgili algımızdır. Eğer, kendimiz olmak gibi bir niyetimiz varsa, hiç olmazsa kendi varlığımızın farkına vardığımız andan itibaren, kendimizi kendi dışımızdaki dünyanın etkisine, gücüne teslim etmemeliyiz. İçinde yaşadığımız çevreyi yok saymamız mümkün değildir. Bu durum, bizim bütünüyle edilgen olmamızı gerektirmez. Kendimiz olmak, aynı zamanda özne olmak anlamına gelir. Kendi varlığının farkında olmayanlar, sağlıklı birey bilincini geliştiremezler. Birey bilinci gelişmeden de özne olmaktan söz etmek mümkün değildir.

İnsanın kendisini yönetebilmesi verimli ve etkili bir hale getirmesi için önce kendisini iyi tanıması gerekir. “Kendini yönet, dünyayı yönetecek gücü bulabilirsin.” (Eflatun)   Kişi gelişim hızını, ilerleme isteğini, hayattan ve kendisinden neler beklediğini, bu istek ve beklentilere ulaşmak için neler yapabileceğini, dünyada var oluş amacını ve bu amaca uygun olarak yapması gerekenleri iyi düşünmeli, öğrenmeli ve yapmalıdır.

Hasbi Demirtaş

14.03.2015

 

EN ÖNCE VE İLLA Kİ SAĞLIK OLSUN!....


 Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama.
 Yarım saat erkene kurulsun saatin.
 Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin...
 Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin.
 Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin.
 Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
 Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart.
 Çek kızarmış ekmek kokusunu içine

 Bak güzelim kahvaltının keyfine...
 Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis.
 Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin.

 Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
 Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, Hatta daha da eskiden 
 yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla, Ohhh şöyle bir hafifle...
 Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni mutlu eden sesi duymak için alo de.
 Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık.
 Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa...
 Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak.
 Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından 
 makas al...
 Sonra, şöyle bir düşün. Kimler sana yol açtı, sen çok dar da iken?...
 Kimler seni ferahlattı, hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler 
 kapını tıklattı?..
 Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?...
 Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara!...
 Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor!...
 Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller 
 açtıracak..
 Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun...
 Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun...
 Saklama tabakları, bardakları misafire. Sizden ala misafir mi var bu 
 dünyada?..
 Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç 
 değil.
 Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi, eksik 
 bıraktıklarını tamamlar gibi. Tadına var akşamının...
 Gece evinde, dostların olsun.
 Sohbet mezen, kahkahan içkin olsun...
 Arkadaşım, hayat bu. Daha ne olsun?
 Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!

 Can Yücel

YORUM EKLE

banner3205

banner3212

banner3152

banner3196