banner3088

Kriz var mı ?

Ülkemizde son aylarda yaşanan büyük sıkıntılar var. Yaşanan sıkıntıların iktisadi tespiti ‘ekonomik kriz’ olarak tanımlanabilir. Yaşananlardan birebir etkilenen kesim şüphesiz ki sabit gelirliler, emekliler, küçük esnaf, KOBİ ler, işsizler, öğrenciler, emeğinin karşılığında asgari ücret alarak geçinmeye çalışanlar, üreticiler, çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar; toplumun büyük bir çoğunluğu kriz neticesinde, yaşadıkları itibarıyla krize girmiştir.

Bu kriz sabahtan akşama veya akşamdan sabaha çıkan, çıkabilecek olan bir kriz değildir. Böylesine sığ bir düşünce eşyanın tabiatına aykırıdır. Yılların birikimi neticesinde meydana gelen bir tazyik, bir patlamadır. Bu süreçte döviz, faiz ve enflasyon yükselir. Tamamen iyi yönetememekten kaynaklıdır. Fakir daha da yoksullaşırken, zengin de servetine servet katarak zenginleşmesine devam eder.  Bedeli fakirler, yoksullar öder. Normal demokratik toplumlarda bu gibi durumlar sorgulanırken, bizde, topluma her kötü etkisi olan olay gibi, adeta dış güçlere bağlanır, havale edilir.

Faizlerin yüzde 24’de yükseltilmesiyle, ürettiğinden yüzde 24 kar edemeyen sermaye sahipleri bu dönemde, doğal olarak faize yönelecek. Şirketler mevcut faizleri taşıyamayacağından zorunlu olarak küçülmeye gidecek. Ve bunların sonucu olarak işçi çıkarmaları gündeme gelecek, işsizler iş bulamayacak ve işsizlik oranları artmaya başlayacak. Parası olan faiz gelirleriyle rahat bir hayat sürmeye devam ederken, dar gelirli vatandaşlar (ülkenin çoğunluğu) bedel ödemeye devam edecekler.

Sayın Cumhurbaşkanımız  “bizde kriz yok” derken muhtemelen kendi yaşadığı şartlardan bahsediyor olabilir. Sarayda kriz olmayabilir, ama vatandaş krizi yaşıyor ve çok canı yanıyor. “Bir köylü kulübesinde saraydakinden farklı düşünülür.” (Ludwig Andreas) Umarız! Fakirleri de anlayan biri çıkar bir gün!

Her kriz döneminde fedakarlık ve feragat emekçi kesimden, dar gelirli vatandaştan beklenir. Elektriğe, suya, doğalgaza, ilaca, hastanelere, ulaşıma, çarşı, pazara velhasıl piyasanın tepkisi zam olarak vatandaşa döner. Bu durum, zaten güç bela yaşamını devam ettiren emekçi kesimde –dar gelirli vatandaş- ekonomik travmaya dönüşür. Alınan ücret sadece beslenmeye dahi yetmemektedir. Çarşı - pazar fiyatları yaklaşık yüzde 40 artarak yaşamı daha da zorlaştırmıştır.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun Temmuz ayı için açıklamış olduğu enflasyon rakamı, yıllık bazda yüzde 15,85 oldu. Temmuz/2018 tarihi itibarıyla ücretlere yapılan yüzde 5’lik zam, hayat pahalılığının karşısında, çalışan ve emeklilerin daha fakirleşmesine ve yoksulluk sınırının altında kalmasına neden olmuştur.

Semt pazarlarında domatesin kilosu 4-7 TL, pırasanın kilosu 10 TL, dolmalık biberin kilosu 10 TL olmak üzere, bütün sebze ve meyveler ateş pahası. Yaklaşık ülkenin yüzde 40’ı sağlıklı beslenemiyor.

Vatandaşın durumu bu ahvalde iken, acaba yönetenlerimiz ne yapıyor?  Hibe alınacak duruma getirilmiş ülkemizde, Katar’ın hibe ettiği söylenen süper lüks uçağı meşrulaştırma çabası gösteriliyor. Değeri yaklaşık 500 milyon dolar olan, monarşi ile yönetilen arap ülkelerinde, salt kralların bindiği bu özel uçağı dünyada hiçbir devlet hibe olarak bugüne kadar almamıştır. Türkiye Cumhuriyeti öylesine büyük ve güçlü bir Devlettir ki, bu hibe saltanat uçağına ihtiyaç duymayacak kadar büyüktür.

Ülkemizde kriz ekonomisinden en çok etkilenen kesim, dar ve sabit gelirli olarak emekçi ve emekli kesimdir. Bu kategoriye küçük esnafı, tarım ve hayvancılıkla uğraşanları da katabiliriz. Bu kesim, oylarıyla iktidarın belirlenmesinde etkin rol oynayan kesimdir. Daha sonraki süreçte en çok şikayetçi olan kesim.

2017 Mayıs dönemi itibarıyla, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın açıklamasına göre 7.286.548’i  4/a’lı,  2.576.872’si  4/b’li,  2.019.312’si  4/b’li olmak üzere toplam 11.882.312 emekli ve hak sahibi bulunmaktadadır. Yine bakanlığın açıkladığı rakama göre, Türkiye’de çalışanların yüzde 40,3 yani 5,8 milyon kişi, asgari ücretle çalışıyor. Ve TÜİK’in verilerine göre, nüfusun yüzde 15’inden fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor.  

Emekli ve asgari ücretle çalışanların toplam sayısı 17.682.782 kişidir.

24 Haziran seçimlerinde yaklaşık 56 milyon kişi oy kullandığına göre, oy verenlerin yüzde 31’i asgari ücretli ve emeklilerden oluşuyor. Yani geçim sıkıntısına en çok maruz kalanlar.  Seçtiklerinden şikayetçi olanlar, seçim zamanı sandığa gittiğinde yine aynı insanları iş başına getirenler ve sonra tekrar şikayetçi olanlar. Tam bir kısır döngü… Sosyolojik ve traji komik bir olay…

Hazreti Ebu Bekir’in (r.a.) bir sözü, bu günümüz insanına çok uygun düşüyor. “Şikayetçi olup ağladığım nice günler oldu. Zaman geldi ki, ağladığım günlere ağladım.”  İnsanı çıktığı yol değil, birlikte olduğu yol arkadaşı yorar.

Milletçe umudumuzu yitirmeyeceğiz, çünkü umudun olduğu yerde mucizeler çiçek açar.  Krizin teğet geçmesi dileğiyle…

Hasbi Demirtaş

YORUM EKLE

banner3205

banner3196

banner3552

banner3197