banner3088

Mabadın mı var derdin var!

Bir başka husus var aslında değinmek istediğim. Bir tık erteledim.
Bu arada gitmeden belirteyim, kısa bir Ankara ziyareti yapacağım. Önümüzdeki hafta yokum. Fakat fazla bekletmeyeceğim sizi. 1 haftalık kısa bir yokluk bu. Çabuk döneceğim.
Bu yazıda size mabadını koyacak koltuk derdine düşmüş siyasetçilerin dermanından bahsetmeyi çok isterdim. Misal, vatandaşın beklentilerinden. Kısmet değilmiş.
Sıcağı sıcağına diyeceklerim var, dinleyin.

Geçtiğimiz günlerde yazılarını severek takip ettiğim yazarlarımızdan Özcan Nevres çok önemli bir konuya dikkat çekti. "Bu konu aydınlatılmalıdır" dedi ve içme suyundan bahsetti. Tüketilebilirliği hususunda şüphe duymanız gereken sudan ve suya yapılan zamdan...
Kaç kişi okudu dersiniz?  1023

Kutlu Doğum Haftası etkinliklerini baştan sona duyurduk. Tüm haberlerin toplamının okur sayısını açıklıyorum. 1269

Çok muhterem hayırsever iş adamı Nurullah Baldöktü (-ki kendisine bilahare başka bir yazıda değineceğim) 8 derslik sözü verdi. Karakaş yeni bir spor salonu sözü verdi, yarısı yine muhtemelen domates, diğer yarısı patlıcan tarlasına dönecek ama olsun. Okur sayısı kaç dersiniz? 1178

SİBESO esnafı bilgilendirecek dedik, bilgilendirdi. Okuyan 1084, katılan tahminen 300-350 kişi katılır.

Alevi Kültür Derneği basın açıklaması yaptı, 1082 kişi okudu.

1 Nisan'da Acil Servis faaliyetleri durduruldu dedik 2007 kişi okudu, Sadık Balcı'nın açıklamasını girdik 800 kişi.

Boru hattı engelini haber yaptık, "boru" cinsel çağrışım yapmış olacak, diğer haberlere nazaran okur sayısı biraz daha yüksekti.

Yazdım. Yazıda anlatmak istediğim çok önemli bir nokta vardı. Ölçü, saygı, seviye.
Belli değerlerin korunması gerektiğinden bahsetmek istedim. Belaltı diye tabir edilen seviyede sürdürülebilecek iletişimde muhakkak ki ben dahil bir çok kişinin rencide edilebileceğinden bahsettim. Bunun yapılmaması gereğine vurgu yapmaktı amacım.
Yazdım. Yazıda anlatmak istediğim önemli bir nokta vardı. Birine belaltı vurmadan önce aynada suretimize bakmamız gerektiğinden söz ettim aslında.
Ve evet, yazdım. Bir amacım vardı. Bu tavrın kimseye bir yararının olmadığını, bu tavrın bir kazanım olmadığını anlatmaktı amacım.
Bunu anlatırken de geçmişte tanık olduğum bir olaydan bahsettim. Bir anda yazının amacı oluverdi.
Öpüştü dedim yahu. Çok insani birşeyden bahsettim. Öpüştü, öpüştü... Öperken öldürdü desem bir değer kazanacak. Adli vaka olacak. Yok arkadaş.
Öpüşme eylemini içeren yazı tamı tamına 2312 kişi tarafından okundu.


Üniversitelerin nerede olduğunu merak eden, yok!
Kültür merkezini soran, yok!
Planları zorla anlatmasalar, milletin ipinde bile değil...
Dere ne zaman biter diye merak eden yok arkadaş!


Yıllardır bu mesleğin kıyısında kenarında yer aldım. Yığınla haber ve köşe yazdım. Altına imzamı attığım hiç bir yazı için bu kadar aranmadım. Hiç bir haberim bu kadar konuşulmadı. Köşeyi yayınladığım ilk günler günde 15-20 arayan, 3-5 ziyaretçi.... Üzerinden 1 koca hafta geçti hala günde 8-10 kişi arıyor. Abartmıyorum.

Nereye gitsem konuşuluyor. Konuyla alakalı arayan ve ziyaretime gelenlerin tahmini oranını açıklamak gerekirse %65'i siyasetçi. Geriside bir şekilde siyasetle ilgili...

Yazıda bahsedilenin kim olduğunu öğrenmek hevesiyle beni aramak üzere numaramı bulma çabasına giren ve bu konudaki azmini de takdir ettiklerim var aralarında. O derece...

Kimler kimler ne tahminler yürüttü.

Yakın görüştüğüm arkadaşlarımın ısrarlı sorularına maruz kaldım. Resmen taciz edildim. Hatta tahrik edildim. İşkence görecektim belki ama tek kelime bile etmedim. İzledim, bekledim.

Bir öğrensek, el birliği ile linç edeceğiz!
Sizce buna izin verir miyim?

Çağdaş, modern toplumumuzun en bu konuya yüzeysel değineni bile "saygı duyarım ama" dedi.

Telefonlarıma cevap bile vermeyen bir siyasi parti ilçe başkanı kendisi aradı "Bizim partimizdense söyle ihraç edelim" bile dedi. İhraç edilebilecek bir sürü sebepten bir sürü kişi varken! İnanabiliyor musunuz? Şaka gibi... Sırf biseksüel olduğu için... Esas skandal burada bence.

Bir başkası belgeye karşılık güzel teklifler getirdi. "Teklifini yazılı ver belgeyi karşılıksız yayınlarım" dedim! O gün bugündür aramıyor...

"Kim olduğunu söyle dile benden ne dilersen" diyeni oldu yahu! "Pes" dedim.

Yazıyı yazdığıma değdi mi dersiniz!

Yazıdan alması gereken mesajı alan, yok!

Oysa söylenmesi gereken tek bir şey vardı. "Yazıda verilen mesajı anladık. İletişimde ölçülü, seviyeli, titiz olmak gerekir. Özel yaşam alanı bizi ilgilendirmez ki..."

Oysa ben sadece anlatmak istediğimi anlatmaya çalışırken, aslında ben dahil hiç kimseyi ilgilendirmeyen bir durumdan örnek verdim. Pozisyonu itibari ile biseksüel iki insanın öpüşmesinden.
Tahmin de ettiğimi tescilledim aslında bu yazı üzerine kurulmuş sohbetlerden.
Toplumca "homofobi" hastalığının pençesindeyiz. Dahası da var. Bizden olmayan herkesi ötekileştirmekten çekinmiyoruz. Sözde hepimiz özgürlüklerin bir numaralı savunucusu, insan hakları safında en ön sıranın sahibiyiz. Ama farklı dinden, farklı dilden, ırktan, cinsten olana, özetle farklı olana tahammülsüzüz. Farklı olan bizim gözümüzde sözde saygı duyuyoruz nutuklarının arkasında, dost sohbetlerinde "kafir, kürt, fahişe, ibne, top, anarşist, komünist, faşist, özürlü, çingene..."

Kırılmayın gücenmeyin de, birbirinizin mabadında ne çok gözünüz varmış be arkadaş...

Konuşulacak başka hiç bir konu kalmamış koca Silivri siyasetinde...

http://www.twitter.com/ermanpacali
YORUM EKLE

banner3205

banner3196

banner3549

banner3211