banner3088

Mutlu Bir Gecemiz


Silivri belediyesinin düzenlediği mezuniyet şölenine katıldık. Bizde heyecan doruktaydı ama Mektebim Okulu Fen lisesinin birincisi olan torunum Can Nevres’te ise en küçük bir heyecan yoktu. Şenliğin ilk konuşmacısı İlçe Milli Eğitim Müdürüydü. İkinci konuşmacı ise Silivri’nin değerli Belediye Başkanı Sayın Özcan Işıklar oldu. Okullara verdiği desteği alkışlamamak olası mıydı? Avuçlarımız ağrıyıncaya kadar içtenlikle alkışladık. Birinciler kütüğe çivi çakmaya davet edildikten sonra sahneye gönderiliyorlardı. Torunum dokuzuncu sınıf birincisi olduğu için kütüğe çivi çakmadan doğruca sahneye yönlendirildi. Gazeteci arkadaşımız Cem Güner’den torunumun fotoğraflarını çekip mail adresime göndermesini rica ettim. Sağ olsun kabul etti ve beni fotoğraf çekme külfetinden kurtardı. Kaldı ki her ne kadar elimdeki cep telefonu en gelişmiş modellerden olsa da Cem Güner’in kullanmakta olduğu fotoğraf makinesi ile kıyaslanamazdı.

Torunum Can Nevres ön planda olmayı hiç sevmez. Önceleri bu şenliğe gitmemek için bir hayli direndi. Öğretmen emeklisi olan babaannesi öğretmence sert çıkınca çaresiz şenlik alanının yolunu tuttu. Birincilere bol keseden ödül verileceği aklından bile geçmemişti. Ödülleri alınca çok memnun oldu. Demek ki ben üç sene daha o sahneye çıkacağım. Bu sayede bol, bol ödül alacağım. Bu ders yılı doğru dürüst ders çalışmadım ama önümüzdeki ders yıllarında çok iyi çalışacağım ve birinciliğimi kimseye kaptırmayacağım dedi. Can Nevres kanımca ben de halam gibi Boğaziçi üniversitesinde okuyacağım sözlerini gerçekleştirecek. Halası Doktor Hediye Nevres Gün halen Amerika’da üniversitelerde öğretim üyesi olarak çalışmaktadır.

Taksim’de bir adam dört saatten beri Türk bayrağının ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafları karşısında durmuş hiç hareket etmeden fotoğraflara bakıyor. Arada bir polislerle göz, göze gelse de polislerden hiçbir tepki gelmiyor. Yıllar önce okuduğum bir hikâyecik aklıma geldi. Almanya’da bir adam bir süre bir tarım işletmecisinin işinde çalışmış. Bir süre sonra iş sahibi işçisini kapının önüne koymuş. Hem de tek kuruş para ödemeden. Adam işten atıldığı günden itibaren her gün iş yerine gitmiş. Akşama kadar işverene hiçbir şey söylemeden öylece bakmış. İşveren çıldıracak gibi olmuş. Be adam demiş. Beni öldüreceksen hadi öldür. Daha ne duruyorsun demiş. Adam yine konuşmamış, yalnızca bakmakla yetinmiş. Sonunda işveren adama yalnızca çalıştığı günlerin değil, iş yerinin karşısında hareketsiz durduğu günlerin bedelini de ödemiş. Söz konusu adamın öylece hareketsiz durması büyük olasılıkla polislerin psikolojisini bozacaktır. Orta yerde ödenmesi gereken bir para olmadığına göre bu işin nereye varacağını kestirmek olası değil. İnşallah psikolojisi bozulan bir veya birkaç polis tarafından darp edilmez ve yerlerde sürüklenmez.

Onkoloji uzmanlarına göre biber gazı kanserojenmiş. Bunu bol keseden kullandıran polis müdürleri biber gazının kanserojen olduğunu bilmiyorlar mı? Bilmesine biliyorlardır da kendilerini aldıkları emre uymak zorunda olduklarını gördüklerinden kullanılmasında sakınca görmüyor olabilirler. Çernobil felaketinden sonra yaşananlar, inşallah biber gazı yüzünden de yaşanmaz.

Özcan nevres ozcan.nevres@gmail.com

 
YORUM EKLE

banner3205

banner3212

banner3152

banner3196