banner3088

Nar Mevsimi


Nar meyvesinin yararından sık, sık söz ediliyor olması yüzünden olsa gerek www.ozcannevres.com adlı sitemdeki Mucize Meyve Nar başlıklı yazım bu günlerde en çok okunan yazım olmayı sürdürüyor. Sert çekirdekli taneleri yüzünden pek sevilmeyen nar meyvesi başta kalp sağlığı olmak üzere bir çok yararı olduğu öğrenildikçe nar tüketimi hız kazandı. Nar çekirdekleri sert olduğu için yiyemeyenlere bir müjde Menemen’den geldi. Ege Zirai Araştırma Enstitüsü yedi yıldan beri sürdürdüğü nar ıslah çalışmalarında arzu edilen sonuca ulaşılmış. Geliştirdikleri beş tür çekirdeksiz narın sertifikaları alınmış. Tahminime göre bu yıl fidan üretime başlayacaklar ve çiftçilerimizi nar yetiştirmeye teşvik edecekler ve konu ile ilgili eğitim verecekler.

Üç gün önce bir alışveriş merkezinden on kilo nar almıştım. Yaşlı bir hanım bu kadar narı ne yapacaksın diye sorduğunda yiyeceğiz diye yanıtladım. Kadın biz de nar alırız ama iki üç tane alırız dedi. Narın yararlarını biliyor musunuz diye sorduğumda, biliyoruz ama çok az yiyoruz dedi. Sağlığınız için çok yeseniz iyi olur dedim. Bu gün de bir başka alışveriş merkezinde narın doksan dokuz kuruşa satıldığını gördüğümde beş kilo daha aldım. Kendimi bildim bileli en sevdiğim meyve nar ve incirdir. Belki de Orman Bağları mevkiindeki arazimizin içinde bulunan iki çekirdeksiz nar ağacının meyveleri bana narı sevdirmişti. Çekirdeksiz nar ağaçlarından birinin taneleri kırmızı, diğerininki ise beyazdı. Arazimizdeki tek kadı narının taneleri de beyazdı. Kadı narının çekirdekleri sert olduğu için çekirdeksiz narlar bitmeden rağbet görmezdi. Kadı narı çok dayanıklı bir nar türüdür. Hasat zamanı meyveler saplı olarak hasat edildikten sonra ipe dizilir ve kilerimizin tavanındaki çivilere asılarak kış aylarında bile nar yemeyi sürdürürdük.

Çocukluğumda baharın keyfi dut ile başlardı. Komşumuzun ulu bir dut ağacı vardı. Meyveleri de çok tatlıydı. Biri ağacın üzerine çıkar, iki kişi de ağacın altına çarşaf tutarlardı. Dala vurulan bir tekmeyle çarşafın içine üç dört kilo olgun dut dökülürdü. O sayede doyasıya dut yerdik. O dutun meyveleri tükendiğinde batı komşumuzun ince taneli ama çok tatlı olan dutları yemeyi sürdürürdük. Üzüm sezonu ile birlikte incir sezonu da başlardı. Kütükçü Mehmet Ağanın tütün tarlasının kenarında sarıca cinsi bir incir ağacı vardı. Meyveleri küçük ama nefis kokuluydu ve çok lezzetliydi. Bizde incir denilince ilk akla gelen bardacık incirdir. O da Kütükçü Mehmet Ağanın bitişiğimizdeki arazisinin hendeği üzerinde vardı. Kendi arazimizin hendeğinde de kendi elimle aşıladığım iki incir ağacı vardı. Meyveleri siyah idi. Bu ağaçlar sayesinde bolca incir yemekte hiç sıkıntı çekmezdik. O yıllarda adeta herkesin incir ve dut ağaçları ortak mal gibiydi. Kara incirin en alası bizim Kayıkbaşı mevkiindeki bağımızdaydı. Uzak olduğu için meyvelerinden çok az yararlanırdık. Çocukluk yıllarımda yediğim en güzel meyvelerden biri böğürtlen, diğeri ise bir deli eriğe aşıladığım domat şeftalisinin meyveleriydi. Hele bir ağacım vardı ki görenler şaşırırlardı. Ağacın üç dalından birine kayısı, birine şeftali diğerine ise İtalyan eriği aşılamıştım. Babama sorarlardı bu ne biçim ağaç diye? Babam da bana değil oğluma sorun derdi.

Babam sebze tarımını bıraktıktan sonra on altı dönümlük arazimizin tamamındaki ağaçları söktürüp yerine mandalina fidanları diktirdi. Narenciye tarımından anlamadığı için altlarını çok sık sürdürdüğünden fidanlar gelişmedi. Bunun üzerine onları da söktürüp papaz eriği diktirdi. Ağaçlar soysuz olduğu için iyi ürün vermediğinden onları da ben söktürdüm. Eğer imar alanı içerisinde kalmamış olsaydı arazinin tamamına çekirdeksiz nar ile kadı narı diktirirdim. Zira bir dönümden yaklaşık beş ton nar hasat edilebilir olması yüzünden tüm meyveler içinde en karlı olanıdır.

Özcan Nevres

www.ozcannevres.com

 
YORUM EKLE

banner3205

banner3211

banner3152

banner3196