banner2836

Onlar insanın özü!

Bu hafta özel insanların haftası nedeniyle birkaç kelam etmek istedim.

Öncelikle hatırınızı sormak istiyorum; Nasılsınız? Umarım her şey yolundadır. Yılın başından beridir seçim seçim ve bir türlü seçilen seçilemedi. Hiç bu kadar sıkıcı bir seçim görmemiştik doğrusu…

Satürn'ün kıçından sinyal alınan çağda sanırsın belediye değil, ulusal nükleer uzay savunma sistemleri yönetilecek gibi, öyle bir kararsızlık öyle bir düzensizlik. Neyse, konumuz bu değil, zira içimiz dışımız siyaset oldu zaten. Öyle bir çağdayız ki eskiden komedyenlere gülünüyor politikacılar ciddiyetle dinlenirdi, şimdi tam tersi politikacılara gülünüp komedyenler ciddiyetle dinleniyor… Diyeceğim o ki, düzen adı altında, kurumlaştırılmış bir kaosun içinde nizami olma çabasında insanlar… Mutsuz ve düşünceli, kaygılı ve endişeli.  Gittiğim başka ülkelerde gördüm, inanın böyle değil diyeceğim ama gel gör ki fakirlik zor arkadaş, bırak başka ülkeyi şehir dışına çıkamaz olduk…

Turgut Uyar durup dururken yazmamıştır herhalde benim dengemi bozmayın mısrasını.

Evet, dostlar özel insanların haftası dedik.

Bu hafta artık, paylaşa paylaşa bitiremeyen ve insani nutuklar atıp merhametli insanım şişkinliğiyle, yürüyüşü değişenler fazla olacaktır sosyal ağlarda. Engelli geçişlerini kapatarak park ettikleri arabalarına görgüsüzce böbürlenenler…Tekerlekli sandalyedeki birinin binmeye çalıştığı otobüslerde kazasız belasız gittikleri evlerinde verdiği nimetler için Allah’a şükrederek sonlandıracaklar günlerini...

Ruhsal mastürbasyondan başka bir şey değil…

Bende kalan ise;

Otizmli bir çocuğun ona sarılan öğretmenine "Beni tutma öğretmenim, ben engelli değilim, neden beni tutuyorsun" demesiyle;

Engelli annesinin bugün de evladımdan önce ölmedim, ortada kalmadı diye şükretmesinden çok farklı olarak bir gün sonuçta…

 Bencilliği ve hasetliği düstur edinmiş bunca insanın iyi dileklerle bezeli “Engelli günü” mesajları vermesi de ayrı bir ikiyüzlülük. Hatta multi yüzlülük...

Eskiden tüm bu çocuklar evlerindeydi, aileler dışarı çıkarmak istemiyorlardı onları. “Acıyorlar oğluma, istemiyorum dışarı çıkarmayı” demişti bir anne. Haklıydı elbette.” Acınacak halde değil ki o, annesi var” diye de eklemişti… Oysa Merhamet acımak değildi! Acıtmamaktı!

Onlara farklıymışlar gibi bakanlara kızılıyor. Kızmayın lütfen. Bende onlara farklıymış gibi bakıyorum, onlar bizlerden gerçekten farklı. Çünkü onlar doğdukları gibi kalanlar…!

 Neden mi ?

Çünkü onlar “koşulsuz” seviyorlar. Onlar melek kadar masumlar, onlarda kötü düşünce yok, onlarda sadece yaşama tutunma isteği var lakin kimseye zarar vermeden…

Neden mi farklı bakıyorum?

 Engelli: yaralanma ya da fiziksel veya zihinsel bir rahatsızlık nedeniyle bazı hareketleri, duyuları veya işlevleri kısıtlanan kişiler evet, bu problemler var, kesin ve net evet.

Peki ya bizim? Bizim neyimiz net? Hiçbir şeyimiz! İletişim engeli, duygusallık engeli, şefkat engeli, merhamet engeli, vicdan engeli ve en büyüğü sevgisizlik engelliyiz… Biz daha çok engelliyiz ki. Biz vicdanımızı kaybettik! Bundan daha büyük bir engel var mıdır?

Biz konuşuyoruz, hay hay, lakin konuşabiliyor muyuz, konuşmak ve konuşabilmek? Peki, anlaşılabiliyor muyuz?

Biz (sözde ve görünürde) engelli olmayanlar çıkar amaç için seviyoruz, biz menfaat için birilerin yanında duruyoruz, biz günümüzü kurtarmak için başkasından zaman çalıyoruz, biz bedensel olarak sağlıklı görünebiliriz lakin bizim yüreklerimiz düşüncelerimiz isteklerimiz engellidir!

Neden mi farklı bakıyorum?

Onlar gibi bir gülümsemeyle yetinmiyoruz ufacık bir sıcak göz bakışıyla mutlu olmuyoruz… Hangimiz engelliyiz? Biz, saygı duygusunu yitirmiş insanlarız artık ve gelecek olan nesil saygının ne olduğunu bilmeden doğacak, kafeste doğan kuş uçmayı bir hastalık zanneder. Bunlara yüzlerce örnek verebilirim…En ufak bir şeyde etrafımıza bakmadan kızınca “geri zekalı” demeye çekinmiyoruz, onlar için yapılan sarı şeritlerin üstüne araba park etmekten vazgeçmiyoruz, onlar için yapılan “resimli” otopark yerine arabamızı park etmekle kalmıyoruz, ses yükseltip “sen benim kim olduğumu biliyor musun” diyoruz. Unvan ve birilerin arkasına saklanmaktan utanmıyoruz. Bilmiyoruz kim olduğunuzu ama ne olduğunuzu görüyoruz! Çünkü biz çok iyiyiz, çünkü biz yürüyebiliyoruz, çünkü biz duyabiliyoruz, araba sürebiliyoruz ve her şeyin, herkesin yaşama alanına saygı duymayacak kadar büyük yürekliyiz değimli?

İşte bu yüzden onlar farklı! Çünkü onlar insanın özü!

 Ben onlara değil, ben bize “acıyorum”, duyarsızlığımıza saygısızlığımıza, vicdansızlığımıza, doyumsuzluğumuza…

Hangimiz gidip haliniz nedir bir eksiğiniz var mıdır diye sorduk?

Hangimiz çocuklarımızı alıp onlara gittik ve çocuklarımızın onlardan da öğrenecekleri şeyler olduğunu anlattık? Örneğin; bir yaşıtın onunla ilgilenmesi onun için en kutsal olay olduğunu.

Engelli raporundan faydalananlar, kendini savunamadığı için yıllarca cinsel taciz ve tecavüzlere uğrayanlar, kaynaştırma olarak gittikleri okullarda diğer veliler tarafından istenmemeleri, parklarda çocuğu onların yanına giden çocuğunu çeken anneler vb.daha neler neler…Bunların hiç birini biz(sözde sağlıklılar) yapmıyoruz değil mi?

Neler okuyoruz neler… Hepimiz okuyoruz. Hepimiz görüyoruz. Hepimiz her şeyi biliyoruz aslında. Sosyal medyada hepimiz avukat, hepimiz hoca, hepimiz profesör, hepimiz adaletliyiz değil mi? Dalgasız denizde herkes kaptan tabi! İşimize geldiği kadar iyiyiz, onlara el açmaktan aciziz, her şeyi yapmaya paramız var ama onları düşünmeyecek kadar bonkörüz…Eyvallah!

Farkındalığa mı dikkat çekmek istiyoruz? Sadece saygı ve sevgi! Hepsi bu ! Birlikte bir yaşam! Bu kadar kolay aslında…!

Artık bu çağda duygusal içerikli mesajlar paylaşmak yerine, sadece o gün hatırlatmak yerine harekete geçilsin lütfen. Dediğim gibi bu ruhsal tatminsizlikten öte bir şey değil…!

Lütfen yanlış bir şey gördüğümüzde dile getirelim...

Lütfen eksik olan gördüklerimizi yetkili yerlere iletelim...

Lütfen yanımızda onları hor gören veyahut kötü davranışlar sergileyenleri uyaralım!

Onların yaşamlarını kolaylaştıran, destek çıkan, yardım eden kim ve kimler varsa hepinizin yüreğine sevgiler yağsın… Sevgi ışığınız hiç sönmesin!

 Sevgi ile kalın…

YORUM EKLE
YORUMLAR
G tekeli
G tekeli - 2 ay Önce

Kaleminize saglık Şenay Hanim .Çok teşekkürler.

banner2786

banner2833

banner2253