“Prostat kanserinin erken teşhisinde PSA kan testi önemli”

Üroloji Uzmanı Op. Dr. Eren Soner Tekin, “Prostat spesifik antijen (PSA) bir kan testi olup prostat kanserinin varlığı; eğer kanser mevcutsa büyüklüğü ve yaygınlığı hakkında da bilgi verir. Bu basit kan testi, prostat dokusundan kan akımına ufak miktarlarda kaçan bir kimyasal madde olan PSA miktarını tespit eder” dedi.

“Prostat kanserinin erken teşhisinde PSA kan testi önemli”
banner3909
banner4336

Üroloji Uzmanı Op. Dr. Eren Soner Tekin, “Prostat spesifik antijen (PSA) bir kan testi olup prostat kanserinin varlığı; eğer kanser mevcutsa büyüklüğü ve yaygınlığı hakkında da bilgi verir. Bu basit kan testi, prostat dokusundan kan akımına ufak miktarlarda kaçan bir kimyasal madde olan PSA miktarını tespit eder” dedi.

Medicana Çamlıca Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Eren Soner Tekin, prostat kanserinin tedavi edilebilmesinde erken teşhisin önemini vurgulayarak, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek prostat büyümesi ile ayırt edilebilmesi ve doğru tedavi planlaması için PSA testinin büyük önem taşıdığını ve belirleyici olduğunu söyledi.

“Prostat kanseri görülme yaşı günümüzde 40’lı yaşlara kadar inmiş durumda”

Prostat kanserine dair bilgiler veren Op. Dr. Eren Soner Tekin, “Prostat kanseri erkekler arasında en yaygın kanser olup çoğu 65 yaş üzeri olmak üzere her 10 erkekten birinde hayatının herhangi bir devresinde ortaya çıkabilir. Kanser ölümlerinde ikinci sıradadır. Araştırmalar göstermiştir ki prostat kanseri görülme yaşı günümüzde 40’lı yaşlara kadar inmiş olup, 50 yaşında bir erkeğin prostat kanserine yakalanma riski yüzde 40, bu hastalığa bağlı ölüm riski ise yüzde 2,9 olarak açıklanmıştır. Her ne kadar yüksek risk taşısa da başarıyla tedavi şansı özellikle erken tanıda mümkündür” dedi.

“3 harf hayatınızı kurtarabilir: PSA”

PSA’nın bir kan testi olup prostat kanserinin varlığı; eğer kanser mevcutsa büyüklüğü ve yaygınlığı hakkında da bilgi verebileceğini belirten Op. Dr. Tekin, “Bu basit kan testi, prostat dokusundan kan akımına ufak miktarlarda kaçan bir kimyasal madde olan PSA miktarını tespit eder. PSA testini bazen yorumlamak güç olabilir çünkü PSA hem tümör hücresi hem de normal hücre tarafından oluşturulur. Ancak normal prostat tarafından da yapılan PSA kana daha az geçerken, tümörlü dokudan oluşan PSA kana daha fazla miktarda geçmektedir. Yüksek seviyelerde PSA prostat büyümesi, enfeksiyon veya kanser gibi bir prostat problemi olduğunu ifade eder. Eğer PSA seviyesinde yüksek değer çıkıyorsa, daha ileri tetkikler için mutlaka bir üroloji uzmanına başvurulmalıdır” şeklinde konuştu.

Op. Dr. Tekin, prostatın erkek üreme sisteminde kestane büyüklüğünde bir salgı bezi olduğunu, mesane ile üretra (idrarı mesaneden vücut dışına taşıyan tubuler yapı) arasında yer aldığını söyleyerek prostat kanserini şöyle tanımladı: “Prostat büyük ölçüde adale lifleri ve salgı bezlerinden oluşmuştur ve ana fonksiyonu spermleri iletmek üzere sperme sıvı üretmektir. Prostat kanseri işte bu bezin özellikle dış kısmından kaynaklanan bir kötü huylu tümör olup büyüdükçe prostatın iç kısımlarına yayılmaktadır. Sadece prostat içinde yer alan, kapsül dışına taşmayan kanser ‘Lokalize Prostat Kanseri’ diye adlandırılır. Diğer kanserler gibi prostat kanseri de yayılabilirler (metastaz yapabilir) ve öncelikle prostat etrafındaki dokulara veya seminal veziküle (prostat arkasındaki meni depolayıcı kese) lokal yayılım yapar. Lokal yayılım gösteren tümörler zamanla vücudun diğer kısımlarına örneğin lenf nodlarına ve kemiklere yayılım yaparlar.”

Prostat kanserinin nedenleri

Prostat kanserinin nedenlerinin tam olarak bilinmediğini bildiren Op. Dr. Tekin, “Yapılan araştırmalar prostat kanseri için risk faktörlerini belirlemiştir. Bu açıdan bakıldığında en başta ailede prostat kanseri öyküsü olması, sigara tüketiminin fazla olması görülme riskini arttırmaktadır. Diğer risk faktörleri ise yaşın ilerlemesi, düzensiz ve dengesiz beslenme; özellikle yüksek ısıda pişmiş gıdaların, hayvansal yağ ve kırmızı etten zengin beslenme, aşırı kilo, hareketsiz yaşam tarzı, yaş, siyah ırk, ailede prostat ya da meme kanseri öyküsü, yüksek erkeklik hormonu düzeyleri ve sedanter yaşam şeklinde sıralanabilir” diye konuştu.

Prostat kanserinin belirtileri

Prostat kanserinin sinsi bir şekilde ilerlediğini vurgulayan Op. Dr. Tekin, “Belirtiler genellikle hastalığın ilerleyen aşamalarında görülür. Bu nedenle erken teşhis için özellikle 40 yaşından sonra düzenli kontrol yaptırmak büyük önem taşımaktadır. Karakteristik olmamakla birlikte en sık görülen belirtileri şöyle sıralayabiliriz:

İdrar yapmada güçlük ve/veya idrar yapamama,

Sık idrara çıkma

İdrar yapmanın bitiminde damla damla idrar akımının devam etmesi

Dışkılama esnasında güçlük

İdrar ve/veya menide kan

Ereksiyon sorunları

Ancak bu belirtiler prostat büyümesi, prostat iltihabına gibi diğer rahatsızlıkların da habercisi olabilir. Prostat kanseri sıklıkla kemiğe sıçrayabildiğinden bel, kalça veya bacakta şiddetli ağrılara neden olabilir. Bu nedenle olası belirtilerde uzman bir hekime başvurmak, daha da önemlisi düzenli kontrolleri ihmal etmemek büyük önem taşımaktadır” açıklamasında bulundu.

Prostat kanseri tedavi yöntemleri nelerdir?

Op. Dr. Tekin, prostat kanseri tedavi seçenekleri, kanserin büyüme hızına, yayılımına ve hastanın genel sağlık durumuna göre değiştiğini, bunların yanı sıra tedavinin potansiyel yararları ve yan etkileri gibi başka faktörlere de bağlı olduğunun altını çizdi ve sözlerini şöyle sonlandırdı: “Tedavi seçenekleri cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hormon tedavileri ya da bunların farklı kombinasyonları şeklinde planlanabilir. Erken evrede teşhis edilmişse bir süre herhangi bir tedavi uygulanmadan takip önerilebilir. En yaygın ve etkili tedavi seçeneği cerrahidir ve genellikle prostatın tamamen çıkarılmasını (prostatektomi) içerir. ”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner4390

banner4325

banner3841