banner3088

Sevmek ile Sevişmek Aynı Şey Değildir Beyler!

Nasılsınız siz değerli insanlar? Geçen hafta ki “40 yaş” yazım için mesaj atan, beğenen, yorum yapan tüm gönül dostlarına teşekkürü bir borç bilirim… Yüzlerce binlerce kişiyle bir araya gelebilmek… Kimse kimseyi tanımak zorunda olmadığını hep savunduğum bir şeyi kanıtladınız. “Kalpten kalbe giden bir yol vardır ve bazı gönül dostlarla orada tanışırsınız”

Sizler benim için öylesiniz hepinize sevgi, hepinize saygı kucak dolusu…

Nerede kalmıştık geçen hafta? Şimdi bu yazımda da oradan devam edeceğiz, hadi bakalım alalım çayımızı, kahvemizi ve bu dünyadan uzaklaşalım…

Şimdi sözüm “beylere”

En son bir kadını ne zaman sevdiğinizi sorup düşünceye davet etmek istiyorum hepinizi…

Şimdi ben başlayım izninizle: Sevmek derken sevişmekten bahsetmiyorum, öncelikle bunu izah edeyim. Sizin yanlışınız hep burada beyler. Yani bir kadını sevmek onla birlikte olmak anlamına geliyor beyninizde. Şimdi sorsam “aşk sizin için ne ifade ediyor?” diye cevabınız ne olurdu?

Atomdaki nötronla proton arasındaki çekim gücü gibi desem sıkıcı olurum değil mi? Siz dokunmanın ne kadar etkili bir şey olduğunu ısrarla öğrenmek istemiyorsunuz. Kaybınız çok büyük, hedefe odaklı olmanız size çok şey kaybettiriyor, bu tıpkı trafik kurallarında olan tünel görüşü veya hız körlüğüne eşdeğer bir şeydir… Ah Beyler ah, evde sarı bezle temizlik yapan kadınlar var ya hani, siz onları çok üzdünüz be, harbi bak, yetmedi o resimlerde dudak kabartan ponçiklere değiştiniz, şimdi eğri oturup doğru konuşalım. Hayatı göğüsleyecek kadınları, göğüsleri büyük kadınlara değiştiniz. Fabrikada veya başka yorucu bir işte çalışan ama yine önünüze yemeğinizi koyan çocuklarına dört dörtlük bakan ve yorgunluktan uyuyup kalan kadınları hırpaladınız. Siz onların kadınlığınla bile alay ettiniz be, TV’lerdeki o boya küplerini örnek vererek.O pahalı plazalarda cıyk cıyk konuşan folyoya sarılmış beyinli, kıçının tepesinde etek giyenlere değer verip o kadını hor gördünüz. Size liman olan kadınları kıçı kırık sandallara değiştiniz, sonra da o liman olan kadın, limanı ve o kıçı kırık sandalı yaktığında onu öldürmeye kalktınız…

Birkaç saatlik ilişkilerin adını “aşk” koydunuz, ne bekâr ne evli deyip bakmadınız, aşk sizler için sevişmekten ibaret oldu. Hayır değil! Seviştiğiniz kişiler sizin egonuzu yükseltti, siz de gurur yaptı ama karakteri vicdanı ne yaptı beyler? O ponçiklerin gözünde çok “iyi” olabilirsiniz ama ya o “emekçi” kadının gözünde? Sizi suçlamıyorum ben haddime değil, sadece duymak istediklerinizi değil gerçekleri söylüyorum! Şunu bilin ve unutmayın derim, olur ya lazım olur bir gün:

O “sarı bezle” temizlik yapan kadın değer görseydi, önem verilseydi, önce dokunup sonra gözlerine bakılsaydı, saçındaki parfüm kokusu değil de emek kokusu koklansaydı…

 Ojeli tırnaklar değil de nasır tutmuş elleri kremlense idi sonra da avuç içlerinden öpülseydi…

Yeni yıkanan saçı okşansaydı, kurutulsaydı ve bir gece de olsa saçı okşayarak uyutulsaydı be, bir gece…

 Beyler, basiti zora değişiyorsunuz farkında mısınız?

Sonra her yerde ben zoru severim deyip nara atıyorsunuz, yerler o narayı söyleyeyim… Hani cennet deniliyor ya emin olun o kadın size cenneti yaşatırdı ama siz şunu anlayamadınız kanımca

“Güneş elmayı tatlandırırken biberi acılaştırır”

Kabahat güneşte değil beyler, güneşte değil!

Dokunmanın sevmek değil de, cinsellik olduğunu, kadınları ruhunuzla değil bedeninizle sevmeniz gerektiğini düşündüğünüz için en güzel seven kadınları kaybetmeye mahkûmsunuz siz BEYLER…

Erkekler seçtiği kadınla kalitesini, tercih ettiği kadınlarla karakterini ortaya koyar.

Kalite tesadüf değildir beyler öyle değil mi?

Evet bayım, sizleri yaralayacak incitecek, koklarken bile titreyen kadınları hak edemezsiniz bu durumda. İçinde kelebeklerin uyanmasına neden olan kadınlar yerine, sizi gördüğünde libidoları yükselen kadınları tercih ettiğiniz için dünyada ki cenneti yaşayamıyorsunuz…

Kusura bakın ama bu böyle!

Aşkın kısa sürmesinin sebebi, aşkların aşk ateşinin içine atlayıp, yanmak gerektiğini düşünmeleridir!

Oysa aşk bir bütün olunca yaşanması gerekir: ruh, beyin, beden, sevgi, hissetmek, bir dokunuş bir alev olup birlikte yanmaktır aşk…

Uzun bir yolculuğa çıkmak ve o yanan ateşi zevkle izlemektir aşk.

Bir kez daha söylüyorum, sevmek ile sevişmek aynı şey değildir beyler!

Önce sevin dokunun hissedin ve zevkle izleyin…

Hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Bol aşkınız, bol sevginiz öncü olsun…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdurrahman
Abdurrahman - 3 yıl Önce

Çoktandır yorumlarinizi okuyorum bu kez yazmak zorunda kaldım her kelimesi doğru ve bir erkek olarak size hak veriyorum şu an yurt disindayim ve silivride yaşıyorum bir silivrili olarak sizle gurur duydum başarılarıni zin devamını dilerim

nuri
nuri - 3 yıl Önce

çok güzel bir yazı bir erkek olarak bile hoşuma gitti ve onalıyorum

banner3205

banner3196

banner3550

banner3212