banner3088

Sis yelpaze ile dağıtılmaz!

Merhaba sevgili dostlar nasılsınız? Umarım her şey yolundadır… İşleriniz su gibi olsun…

Malumunuz festivaller tüm hızıyla devam etti ve akşam Kadıköy karpuz festivaliyle son buldu artık.

Bu süreç güzel ve huzurlu geçti… Herkesin emeğine, zamanına teşekkürler!

Festival akşamları köye (ben mahalleyi kabul etmiyorum) erken gidip çiftçi üreticilerle görüştük konuştuk, yani madalyonun diğer yüzünü değerlendirdik. Her köydeki üreticiye mikrofon uzattık. Tüm üreticiler kan ağlıyor. Doların yükselmesiyle mazot fiyatlarının, gübre fiyatlarının, işçi fiyatlarının çok aşırı derecede arttığını, bu durumun maliyetlere yansıdığını vurguladılar, istisnasız hepsi. “Pahalı satıyoruz diye bizi suçluyorlar” dedi bir ablamız, hayır dedi. “Biz ürettiğimiz üründen para kazanmadığımızdan mutlaka pahalı satmak zorundayız. Bunu anlatamıyoruz”. İşin kötü tarafı bazıları mazot, gübre ve ilaç fiyatlarıyla başa çıkamadıkları için, çözümü tarlalarını satmakta buluyor. Akşam Kadıköy’de bir karpuz üretici abimiz;” bu sene ektiğim karpuzları satamadım ve seneye tüm tarlayı ay çiçeğine çevirmek zorundayım” dedi. Bir başka karpuz üreticisi seneye bu senenin yarısı kadar karpuz ekeceğini belirtti vb. Yani her yıl daha kötüye gidiyor ve üretici artık üretmek istemiyor…

Ben Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’ın bu durumu düzelteceğini demiyorum, sonuçta elinde bir sihirli değnek yok ve zamana ihtiyaç var; lakin, mutlaka üreticinin mahsulünü tarlada kalmayacak şeklinde bir satış stratejisi uygulayacağını düşünüyorum… Kadıköy karpuzu için de Türk Patent ve Marka Kurumu'na "coğrafi işaret tescilini" alarak bu tanıtım ve talebi artırır diye düşünüyorum.

Üzücü, bu çok üzücü bir durum… Kar- kış yağmur- çamur demeden, şehirdeki hanım ablam daha kalkmadan, işini o saate kadar çoktan bitirmiş olan köylü ablam artık üretmek istemiyor… L

Festivalde eğlence güzeldi lakin;

Milletin efendisi, kıymetli köylümüz, yaz kış alın teri kurumayan çiftçilerimiz bu durumdayken ne kadar eğlenebilir bilmiyorum. Benim festival anlayışım farklıdır biraz, şöyle ki;” Üretici tüm mahsulünü satmış, kazancına kazanç katlamış, tüketici bol bol alıp tüketebilmiş ve artık çiftçi sezonu mutlu ve kazançlı bir şekilde kapatıp soluklanıyor! (?)

Şimdi festivallerin içeriğine de bir bakalım;

Genel anlamda güzel ve huzurluydu. Bu çok önemli. Güzel olan tarafı Silivri’yi tanıtmak adına söyledim yoksa festivallerde çok fazla düzensizlik, dağınıklık vardı. Organizasyon eksikliği ve yetersizlik çok rahatsız ediciydi. Yıllardır organizasyon içeriğini hazırlayan arkadaşlar hiç yenilikçi olmadığını gördüm. Her şey yenileniyor ama onların yaptığı hep aynı?

Örneğin;

Silivri’de yoğurt yeme yarışması yapıldı. Bana göre çok fazla yanlış. Daha farklı bir yarışma olabilirdi. Ne bileyim küçük toprak kaplara yoğurt konularak, içine yine altın konulur onu bulana kadar yenebilirdi. Sadece şu an aklıma gelen bir alternatif. Böyle gelmiş böyle gider felsefesinden vazgeçilmelidir. Aynı yoğurt kabında altın arayan iki kişi, iki ağız. Bir kere hijyen açısından hiç sağlıklı değil. Nerden biliyorsunuz ikisinden birinin dişi kanamadığını? Diğeri yutamıyor aynı kaba çıkartıyor. Diyorum ya çok çirkin ve itici bir görüntü. Yine de kazananı kutluyorum. Büyük cesaret. Bu acilen farklılaştırılmalıdır!

Değirmenköy domates festivali. Diğer yıllara nazaran üretim çok fazla düşük olduğunu üreticiler doğruladı, hem de kat kat düşük, lakin çok fazla domates vardı yarışmada ve civarda. Bu da bana Çanakkale domatesin Değirmeköye festivale gezmeye gelmiş gibi geldi. Varsayım sadece!

Selimpaşa bamya festivali. Bamyaların tanıtımı güzeldi. Eğlence kısmında çocukların bir saate yakın folklor oynamaları hem onları sıktı hem de izleyicileri. Küçüktü bu çocuklar ve kimisinin eşarbı kimisin ayakkabısı çıktı durdu. Onların da sıkıldığı her hallerinden belliydi zaten. Neden peki? Hem bu kadar uzun bir süre hem neden sadece folklor? Tabi ki folklor da olacak, onsuz zaten tadı çıkmaz lakin Silivri veyahut Selimpaşa’da modern dans oynayan çocuk ve gençler yok mu? Alan geniş. Bir vals bir tango, yani modern dansları ne kadar hoş olurdu izlemek…

Kimseyi mutlu edemezsiniz bu durumlarda anlıyorum. Ama elden gelenin fazlasını yapmışsanız eğer anlarım, o zaman mutlu olmaları onların inisiyatifine kalmıştır. Ben onu göremedim.

Kaç kişi ve kimler bu Festival organizasyonunu hazırladı bilmiyorum ama, olmadı!

Bana; Darı unundan baklava, incir ağcından oklava olmaz atasözünü doğruladınız ve zorlandıkça da zorlandınız. Özellikle protokole, sahne önünde dansını sergileyen oyuncu ve dansçılar varken koşturmak. Bakın bu çok rahatsız edicidir. Oynayanları umursamamaktır. Öğretmenleri ben olsaydım festivalin rengi çok başka olurdu emin olun. Orda bir konsantrasyon söz konusudur, bu kontrolü bir kişinin kaybetmesi kalan on kişiyi etkiler. Dolayısıyla Protokol gelmeden masalara sular konar ve her şey tam olarak hazırlanır ve protokol önünde K o ş t u r u l m a z  !

Bu festival organizasyonunu düzenleyen kimler varsa. Oturun bence önce kadronuzu sonra yenilikçiliğinizi gözden geçirin derim… Hadi, bu sene şu oldu bu oldu diyelim, bana göre mazeret ya. Sağ olan seneye de görecek tabi. Telefonlar bile otuz günde bir güncelleniyor hatırlatırım!

Unutulmamalıdır ki organizasyonun etkin ve verimli olabilmesi için başlıca prensipler vardır…

 Organizasyonu kişiye ve hizmet ettiği yere layık olması gerektiği gibi yapılmalıdır! Sizler artık bu Politik organizasyonları Yaratıcı organizasyona çevirmelisiniz…

Silivri Belediye Başkanı Volkan Yılmaz’ın yaptığı bir yaklaşımı dikkatimi çekti. Halkla içe içe olması yanı sıra onların anlattıklarını dinlemesi ve bizzat şahit olduğum Değirmenköy domates festivalinde, yaşlı bir büyükannenin oğlu veyahut torunu için yanlış olmasın dert yandığıydı, belli ki bir şeye ihtiyacı vardı ve ricacı oldu Volkan başkandan o da görevli birini çağırıp hemen not aldırdı. Al sana yerinde çözüm! Omzuna dokunur gülümser geçedebilirdi… Bilmiyorum vatandaşlarla olan  konuşmalarımızda sürekli bize problem ve şikâyet etmelerinden belki de olacak ki bu ilgisi benim beğenimi aldı.Festival boyunca konuşmalarında kadınların değerini vurgulaması,Cumhuriyete sıkı sıkı tutunulması gerektiğini söylerek de herkesin dikkatini çekti...Ne güzel ifadeler...Ne güzel düşünceler...Kısa ve öz!

O yüzden diyorum ya, Organizasyonu kişiye ve hizmet ettiği yere layık olması gerektiği gibi yapılmalıdır diye…

Bir işi doğru yapmak. Niçin yanlış yapıldığını açıklamaktan daha az zaman alır der Amerikalı şair Henry Wodsworth

Son olarak;

Dün akşam Kadıköy karpuz festivalinde zeybek oynayan ekip hepimizi kendilerine hayran bıraktılar. Emeğinize sağlık gerçekten iyi ki vardınız, iyi ki geldiniz. Zamanı durdurdunuz, bir ara oyun sırasında bizi ürperten Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün sesinin yankılanması oldu… Olağanüstüydü! Tek tek hepinize sonsuz teşekkürler! Türklüğü simgeleyen güç gösterisi oyunu çok güzel oynadınız…

Muharem ayı kutlu olsun...Her yer aşure gibi güzel ve bereketli olsun...

Evet dostlar, size güzel bir hafta diliyorum…Boynunuzu vurmak için kalkan kılıçtan yarım saat sonra kendinizi korumak ne ise, şimdi yapılması gereken işi yarım saat ertelemek de odur diyorum, o yüzden de haydi şimdi okkalı bir kahve içelim… :)

İyi akşamlar herkese...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Nilay Yıldız
Nilay Yıldız - 10 ay Önce

Kalemine ve o güzel yüreğine sağlık

banner3205

banner3212

banner3152

banner3196