banner3088

Sizin babaanneniz de kahraman mıydı?

Çocukluğumun en kahraman kadını olan babaannem…

Annem babam çalışıyorlardı, ben ise onunla birlikteydim her gün. Sabah ıhlamur kokusu gelirdi uyurken burnuma, kızarmış ekmek kokusuna karışırdı her yer. Saçımı okşarken uyanırdım her sabah, saçlarımda iki kırışmış el, boncuk gibi küçülmüş iki göz karşılardı her sabah gözlerimi.

Haydi, bakalım tembel kız, bütün gece uyudun kedicikler aç ve seni bekliyorlar ”derdi.

Hep türkü söylerdi sabahları, bana da ezberlettirirdi özellikle “Tuna nehri akmam diyor ”türküsü hala çınlar kulaklarımda…

Ben onun gün ve gece yoldaşıydım hep. Belki de onun oyuncağa, oyalanacağı bir şeydim kim bilir.

Hazırlardı sofrayı, çağırırdı benekliyi ve bir yudum bana koparır, bir yudum ona verirdi. Bunu gören kara kedi ise miyavlayarak hemen koşup benekliyi iterdi. Babaannem kızardı gülümseyerek “Ahh seni aksi seniii, al bakalım sanada var,üç yaşına geldin hala paylaşmayı öğrenemedin ”derdi.Ben ise gülümseyerek bakardım.

Sonra seslenirdi bana ”Haydi şimdi dağıttığımız gibi toplayalım”diye. Toplardık ikimizde yavaş yavaş çünkü o yaşlıydı, bende onun gibi yürürdüm, en çokta ona gülerdi “Kurt kocayınca köpeğin maskarası olur dedikleri buymuş meğer” kuzum der öperdi.

Sonra gül topluyorduk, nebilim gelir yıkatırdı bana sonra tencereye koyar kaynatırdı. Ben toplarken yukarı saçardım onları kızardı,”Baban çok sever gül reçeli kızım, yapma öyle nimet o,deyip iç geçirirdi rahmetlide çok severdi ”diye…

Sonra yorulurduk “Hadi şimdi dinlenelim derdi, bahçe önündeki kanepeye yatardık o hemen uyurdu ben ise gökyüzüne bakar bulutları bir şeylere benzetirdim. Heyecanla da onu dürter “Babaanne baksana “deyince homurdanıyordu. Benekli ve kara kedi de hemen ayakucunda uyurdu onun…

Akşam annem babam eve gelince “Yormuşsun kendini gene ne gerek var reçele falan, zaten alıyoruz ”derlerdi ona.

Bana bakıp göz kırpar usulca kulağıma:” Onlar ne bilsin eğlenerek, severek yaptığımızı, yorgun suratsız şeyler gidi ”der gülümserdi…

Annem, benim ayrı tabağıma bakıp kızardı biraz. Bıraktığı gibi bulduğu tabağa diye,  kedilerle birlikte yemek yediğimize oradan anlarmış. Mikroptan falan bahsederdi, neydi ki o?Kedi de yiyor bende yiyorum babaannemde yiyordu, ama yemek bitmiyordu ki…

“Kızım, diktiğin bir meyve ağıcından kuşlar yemiyorsa…

Yaptığın yemeklerden ev hayvanlarınla paylaşmıyorsan, o ağacın o evin bereketi olmaz kızım ”derdi anneme. Mikrop falan bunlar fasarya, sevgi hiç zarar verir mi insana a güzel kızım diye de sorardı.

Her şeyden korkun ama sevgi veren, sevgi olan yerden asla korkmayın, hele bu dilsiz ama vefakâr dostlardan korkmak yerine onların sesi olun “derdi…

Ondandır belki şimdi her zor durumda onu özlemem. O olsaydı hemen kızardı beni üzenlere.

Dışarıda eziyet gören hayvanları gördüğümde hemen koşup babaanneme söylemek istiyorum hala. O onlara öyle yapanları mahvederdi çünkü… İkinci köpeği almışken geri verdirmişti babama ”Ben başa çıkamam yaşlıyım artık, sende iştesin bu hayvanları bağlayıp bana bırakamazsın, bakabileceğin kadar almalısın “diye. Geri götürmüştü babam.

Öyle bir şey ki, ne zaman böyle durumlarla karşılaşsam hep ona koşup şikâyet etme isteğim gün günden çoğalıyor…

Güller her açtığında, dakikalarca avuç içlerimde tutarım gül yapraklarını… Çünkü onlara bakarken o çocukluk gül reçelli günleri, avuç içlerimde yaşıyorum

Bana bakarken dakikalarca beni izleyip gözlerimin taa içine bakardın. Sorduğumda ise:

 “Büyüyorsun kuzum, büyüyorsun ve büyümek çok acı bir gerçek ”derdi. “Ben acı sevmem ki “deyince de gülümser yere bakardı. Anlayamazdım ki. “Hadi kalk” der eteklerinden çeker, onun gibi yürüyerek bir şeylere devam ederdik…

Her şeyi nimet gibi kutsal sayıp, her hayvanı mikrop gibi değil, Yaradan’ın emaneti gibi görüp, her lokmayı sevdiklerimle sevgiyle paylaşmayı bana öğreten, beynime mıh gibi kazıyan çocukluğumun kahramanı sevgili babaannem…

Reçelleri hazır aldığımdan beri seni çok özlüyorum…

Annem babam gibi çalıştığımdan beri seni çok özlüyorum…

Keşke, annem babam işte, benekli kara kedi, sen ve ben hep orda kalsaydık, yaşasaydık…

Keşke, ben halamlardan gelip seni sorduğumda hani yoktun, hani o çok uzakta olan oğluna gitmeseydin, çünkü bak hala dönmedin…

Şimdi artık her şeyi anladım babaanne. Hayvanlardan değil asıl insanlardan korkulması gerektiğini. Hazırın değil, kendinin yaptığının tadını. En zararlı mikrop benekliden değil, sevgisiz bir ruhtan kapıldığını. Ben her şeyi anladım da sana anlatamam. “Büyümenin çok acı bir gerçek olduğunu ”ben senin öldüğünü öğrendiğimde anladım babaanne…

O özgür ruhun şad olsun…

Sevgiyle kalın…

Chenay Kobak

YORUM EKLE

banner3205

banner3211

banner2252

banner3196