banner3088

Sosyal Medya Cambazları!

Malum yakinen takip ediyoruz sosyal medyayı hepimiz. Yapmış gâvur, harbiden, öyle bir yapmış ki yemekleri bile yaktırdı bize, ailelerimizi bozdu, aramızdaki konuşma iletişimini koparmayı bile başardı.

Neyin dozunu ayarlayabildik ki toplum olarak biz, neyi olması gerektiği gibi insanca yaşayabildik, hep yüksek promil hep bir doyumsuzluk, sonra deliler gibi ortalıklarda dolaşmak en büyük zevkimiz olmadı mı? Delilikte iyidir hani ama onun bile dozu var be arkadaş…

Tüketici kurallarına uysak aslında çok zevkli ve çok yararlı ama biz doyar mıyız abi?

Olmaz, zorlayacağız illa ki…

Çok güzel paylaşımlar var kabul, şairler, yazarlar, felsefeciler, siyasetçiler…  Var da var…

Ama gel gelelim isyana, hep isyan…

Herkes sevgiyi arar, mutluluk ister, dünyanın kötülüğünden bahseder, özlemler sevinçler hasretler ler ler ler… Ama kimse bunları yapmak için çaba göstermez, beklemek daha kolay… Hiçbir kötü insan yok ha orada, hiç hem de. Meğer içimiz ne doluymuş bizim be arkadaş! Ne cevherler varmış, ne biriken acılar… Herkes kültür bitkisi valla orada, kitap okuyanlar, vizyona giren hiçbir filmi kaçırmayanlar, konserleri takip edenler, hatta bir rivayete göre her hafta tiyatroya gidenler bile var.

Sosyal medyanın diğer çok önemli bir bölümü ise kayınvalideye mi kızdın paylaş oradan, isim vermeden yağdır, görümceye mi kızdın yapıştır, kız arkadaşından mı ayrıldın kus, erkek arkadaşından mı ayrıldın adamlığını yerden yere vur gitsin… O kişinin onurunu, gururunu hiç düşünme. Vay anasını be.  Ne kadar kolay oldu her şey, tüm yaşantımızı göz önüne dökmek eğlence haline geldi, bir de yorum yapılıyor kendini haklı hissediyor, bu kadar aciz bir şey olabilir mi? Kime göre neye göre haklı diye düşünen yok! Olsundu önemli olan ondan çıkmasıydı! Karşı tarafın duygu ve düşüncesini boş ver… Ona göre o hatalı, bitti!

 Biri de çıkıp yazmaz, ben kötülük yaptım, kul hakkı yedim, yalan söyledim vs. O kız beni bundan dolayı terk etti ben suçluydum diye veya işimi bu yüzden kaybettim veya o adamı ben hak etmedim diye. Herkes sütten çıkmış ak kaşık herkes masum melek, kanatlar eksik bir tek. E peki, orada herkes bu kadar iyiyse bu kadar eğitimli, kültürlü,  vicdanlı ve ahlaklı ise  “Bu dışarıdaki zombiler kim?”diye sorarım ben? Çünkü öyle olmak istiyoruz, bakın orada kendimizi özgür ifade edebiliyoruz, dışarıda çevresel faktörlere yenik düşüyoruz. İşte hep savunduğum bir şeyi tekrar söylüyorum: Bizim özümüz çok güzel Yaradan tarafından zaten her çocuk iyilik duygusu içlerinde var olduğu halde dünyaya geliyor… Bunu beslememiz, güçlendirmemiz ve parlatmamız gerekir… İşte bakın orada onu yapıyoruz aslında… Dışarıdan korkuyoruz, sözlemlerimizle eylemlerimiz aynı olamıyor neden?

Beden, hayatiyeni ve canlılığını ruha borçludur…

Arkadaş normalde iki lafı bir araya getirmez orada bir tek atomu parçalamadığı kalıyor… Diyeceğim şu ki dostlar, bir şeylerin arkasına sığınmaktan vazgeçmezsek benliğimizi kaybedeceğiz ki bu da en büyük kayıptır insanlık adına. Söylemlerimizle eylemlerimiz bir olmalı! Yüzüne gülüp arkasından ver veriştir değil, bu zayıflık ve korkaklıktır! Sosyal medyada herkesi kandırabiliriz problem o değil ki, gerçek problem kendimizi kandırmaktır ve asıl sonrası ona alışmak ve öyle biri olduğumuzu kabul etmektir. Bunun sonrası çok ağır bedeldir! Lütfen kendi içinizde bunu istişare edin, ne demek istediğimi anlayacaksınız…

 Yaşlı bir abimiz Frida Kahlo’nun resmine şöyle yazmış:“düşünme okadır be güzelim ara konuşalım deyip telini yazmış” beyin usulca vücudu terk etmiş ama vücut ise hala direnmekte. Bana bu abinin umudundan lazım ;)

Hepinize kucak dolusu sevgi ve saygılar dostlar…

YORUM EKLE

banner3205

banner3153

banner3211

banner3196