banner2836

Tarafsızlık bize göre değil! İşçi çocuğuyuz biz!

Günlerdir konuşulan, tartışılan önemli bir konu olan asgari ücret.

Şöyle bakıp, izleyip, dinlediğimde şunu çok net diyebiliyorum:

“Ulan bu kadar mı zor geliyor çalışan insanın istediği rakamı uyarlamak” sinirlenmemek elde değil inanın. Alın terin, helal ekmeğin kazancı karşılığını hesaplamakta zorlananları dinlemek…

İşçiler diyorum işçiler, soruyorum onlar olmasa ne olurdu dünyamız?

Bir lüks tutkusu aldı başını gidiyor ülkede…

Teoriye gelince “İşçinin hakkını alın teri kurumadan ödeyin”!(?) Pratikte? Hadi!

Ülkemizde biz işçiler köle gibi çalışıp dilenci parası alıyoruz, işçilerin boğaz tokluğuna çalışması zenginlerin palazlanması için mi? Yoksa refah ve ailesi ile huzur içinde yaşaması için mi?

Sizler fabrikalarda sadece makinaları çalıştırabilecek kadar bilgiye sahip olan işçiler istiyorsunuz, çünkü çok bilen itaatkâr olmaz değil mi? Öldürme ama iyileştirme yasası!

İşçi sınıfı olmasa refah içinde yaşanılır mı zannediyorsunuz, tabii ki zannetmiyorsunuz ama böyle olmasını istiyorsunuz. Ülke ve dünyada ki tüm insanlar işçilere her daim borçludur hatırlatırım.

Bir fabrika müdürsüz olur, ama işçisiz olamaz. Bazı müdürlerin ne işe yaradıklarını da bir türlü anlayamam ya. Patronların karşısında” tabi efendim, peki efendim” işçilerin karşısında işçilere ahkâm kesmeyi iyi bilen ama kendine bile hayrı olmayan tipler…

Ne yazık ki Dünya piramidinin en altında bulunan işçiler ve yoksullar gün geçtikçe daha çok ezilmekte... Piramidin yukarısında yer alanlarsa her gün servetine servet kattığını açıkça görmekteyiz.

Herkes her şeyi çook fazla biliyor, maşallah yumurtadan çıkan bile filozof olarak doğuyor bu ülkede. Çok şeyi biliyorsunuz her gün eğitim seminerdesiniz ama hala iş güvenliğini sağlayıp işçi ölümlerin önüne geçemiyorsunuz. Ne yapıyorsunuz orda, kuru pasta yiyip resim mi çektiriyorsunuz? Lüks araçlardan inip para sayısını bilmeyenler kimin sayesinde o durumda acaba, her şeyi çok biliyorlar bi onlar akıllı çünkü. Çok değil, bir hafta bir işçinin yerine geçseniz de görsek cüssenizi sevgili karar verenler…

Şimdi gerçeklere kulaklarınızı açında biraz pasları silinsin:

Yeni çocuğu olmuş işçi kardeşim baba olduğuna sevinemiyor, kocasını öyle gören yeni anne olmuş kızımızın düşünceden sütü kesiliyor, siz kime gazel okuyorsunuz? Sıkıntı ve borç içinde kurulan bu evlilikler ne kadar mutlu eder insanları? Böyle bir aile içinde doğup büyüyen bir çocuk ülkesine ve dünyaya ne kadar verimli olabilir? Çocuk = gelecek, bir 20 -30 yıldan bahsediyorum!

Bu ülkede, üşüdüğünü gören ve parası olmadığı için odun alamayan anne, saç kurutma makinasıyla çocuğunun ellerini ısıttı, buna daha fazla dayanamayıp kendini astı! Tekrar ediyorum” bir kadın, anne çocuğunun üşümesine dayanamadığı için kendisini astı”! Nasıl uyuyorsunuz? Neye göre karar veriyorsunuz? Evin ihtiyaçlarını bu belirlendiği rakamla geçinebileceğine kim nasıl karar veriyor, çok merak ediyorum.

Ama ünlülerin yaptıkları para içinde ki saçmalıklalar vs.si kadar konuşulmadı bu anneler…

 Son yıllarda artan boşanmalar insan cinayetleri, trafikte olan şiddet olayları neden artıyor dersiniz?

Çocuğun ihtiyaçları evin ihtiyaçları için eşinden para isteyen kadınların mağdurluğu hiç mi acıtmıyor vicdanlarınızı? Eşinden nasıl isteyecek; biliyor ki yok, çocuğuna bunu nasıl söyleyecek biliyor ki ağlayacak, isteyince münakaşa başlıyor ve bitmiş durumda olan psikolojiyle ruhsal ve fiziksel şiddet eylemi gerçekleşiyor. Geçin politikayı, başlarım siyasetinize… İnin halkın içine!

Sizler halkın refahı ve huzuru için görevlisiniz, halkın dertlerini dinlemeli çözüm bulmalısınız, önermelisiniz demiyorum! Bulmalısınız diyorum. Oturmuş hala şu kadar olursa ne olur, bu kadar olursa ne olur diye düşünüyorsunuz. Düşünüp kendinizi yormayın diyorum, gelin bir hafta işçiler gibi yaşayın, inanın kısa yoldan kendiliğinden gelecektir o karar zaten.

İşçi sınıfı her geçen gün bağımsızlığını, özgürlüğünü hatta insani kimliğini kaybeden bir nesneye, bir şeye dönüştü, aynı şey çiftçiler içinde geçerli.

Eskiden zenginin arabası var atı yoktu şimdi çiftçinin arabası var atı yok…(?)

Neye ihtiyacınız varsa onun karşılığı samimiyetleriniz oluyor her daim. Kendimden eksilmeden, başkalarından nasıl daha fazla koparırım düşüncesiyle hareket ediyorsunuz. Kahvedeki oyun yancıları gibi, bir bardak çayı kazanç hanesine yazıyorsunuz ellerinizi ovuşturarak…

Bir şeyler alamayacağınız hiç kimse için çaba harcamıyorsunuz. Büyük çıkarlara bağlı çevrenizi genişletmek tek derdiniz, daha büyüklerinin hayali peşinde…

Kaldır siyaset indir politika ve tüm odak şimdi yerel seçimler, işçiler kimin umurunda…

İşçi faturalarını vergilerini ve geçmediği köprülerin parasını ödüyor nasıl olsa… Korkudan gıkı da çıkmayacağına göre!

Yeni yıl arifesine girdiğimiz şu günlerde din adamların performansları yine kulak kamaştıracak gibi. Bir sürü vaaz verecekler bu soğuk aralık akşamlarında, işçilerin alın teriyle kazanıp aldıkları(alanlar varsa) ve içtikleri tatsız alkolle, tatlı bir şekilde maaşlarını sıcacık alacaklar… Miss!

Binlerce camisi olan ülkemizde artık camilere çok insanın gitmediğini dile getirmişler galiba. Vah vah bir arasınız ya nerde bu insanlar, belki fabrikalarda fazla mesaidedirler, kim bilir belki iş sonrası ek iştedirler, bi bakın dimi ama? Çalışmak dinimizde ibadettir ve evrene egemen olan ilahi yasadır. Peygamberimiz, çoluk çocuğunun rızkı için çalışan kimsenin kazandığı lokmayı çocuğunun ve ailesinin ağzına koyuncaya dek attığı her adımın ibadet olacağını söylemiş ve en hayırlı ekmeğin, alın teriyle kazanılan olduğunu buyurmamış mıdır? Camiye gidemeyebilirim lakin temiz olan ceketimi temiz bir yere serip namazımı kılarım,tüm gün camide geçirerek ver Allahım ver Allahım deyip,kendisine olmadığı gibi hiç kimseye faydası olmayana Allah ne verebilir,çabası olmayana evde aç bir çocuğa ekmek götüremezsen ne olur?

Eğilmiş,kendini unutmuş,eller cepte umudunu yitirmiş, şiddettle değilse omuz attığınızı bile hissetmeyecek boyutta ortamdan kopuk gençlerle dolu sokaklar…

Yıllarca emek harcayıp okumak ama onun işsiz olmasına okumayanların karar vermesi! Adaletin yok ki söveyim dünya!

Bu ülkede işe göre insan değil insana göre iş uyarlandıkça hep böyle ziyanlıklar var olacak gibi…

Tarafsızlık" bizim harcımız değil. Kusura da bakabilirsiniz. İşçi çocuğuyuz biz. Olduk olası okulda bile işçi olan sınıfımızdan yana düşünüp davranmayı öğrendik. İnsanoğlunun ancak ve yalnız işçi sınıfı yanında olursa gerçek İNSAN olacağına inanmaktayım!

Sizler hiç mutfağınızda ki erzakları kaça bölerseniz haftayı çıkaracağınızı hesapladınız mı? Zannetmiyorum! Asgari ücretle ev geçindirmeye çalışanların hesabıdır çünkü bu!

İşçilere değer verildiğinde Yerküre, şu yaşlı Dünya sevinçle titreyecek ve kendinde yeni bir dünyanın kıpırdandığını, karnını tekmelediğini hissedecektir

Ama haklısınız Kapitalist ahlakın yozlaştırdığı proletaryadan nasıl böyle cesur bir karar vermesi beklenir ki…

Devam; ”Ekmek aslanın ağzında be yavrum”. “Beni de duşun bak hala arabayı yenileyemedim ”anlayışına…

“Biz rüşvet değil bahşiş alıyoruz" Doğruluk anlayışına…

Yani “Büyük balık küçük balığı yer" doğa ile uyum anlayışına… Devam!

Yaşamak mı? İnanın herhangi bir şeyin umudu değil bizi devam ettiren. Sürüklenme otomasyonu sadece, koy vermişlik artık…

Bütün bunların sebebi kim mi? Yok siz değil, e bizde değil, peki kim? Onlar, hep onlar. Sizin bizim dışımızdakiler…

Diyeceğim o ki: Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanın sadece 4 yıl ömrü kalır biliyorsunuz.

 İşçi = arı!

Neye göre hesaplarsanız hesaplayın lakin İşçinin hakkını iyice gözden geçirin derim! Yarın Yaradan karşısında hesap gününde her garibanın ahı için hesap vereceksiniz! Hak yolunda kul hakkıyla gidilir mi gidilmez mi? Hani her haltı yiyip sonrada kün fe yekûn’ü de hesaba katıp hesabınızı ona göre yapın derim!

Yine de  Sevgiyle kalın…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Celal Kale
Celal Kale - 9 ay Önce

İnanıyorum ki milyonların hislerine tercüman olan bu yazı, yerelde değil ülke genelinde yayınlanmalı ve efendiler(Adına ister zengin deyin, ister işveren sonuçta kölelik sistemi devam etmekte tek bir farkla efendileri biz seçebiliyoruz) şunu bilmeliler; sizin de bahsettiğiniz gibi piramidin en altı bizleriz ve piramidin en geniş alanına da bizler sahibiz eğer biz aşağıdan çekilirsek geleceğiniz yer bizim yanımızdır malum yer çekimi :) Ve o gün geldiğinde ki gelecek tarih tekerrürden ibarettir, yüzümüze bakacak yüzünüz olsun.

banner2834

banner2250