banner3070

Bir buket iki kadın...

Ne güzel adamsın be Serhat.Kitabımın sayfalarına dalmışken masadan yükselen bayan sesini duydum. ”Aşk karın doyurmuyor…” Konuşulanları duymamaya çalışmak çok zordur.

Bir buket iki kadın...

 Öğlen servisinin yoğunluğunu atlatmış ; dışarıdaki masalardan birinde kitabımı okurken çayımı içiyorum. Bir bahar öğleden sonrası. Kitaba fazla kaptırmış olmalıyım ki gelen müşterileri hiç fark etmedim. Okan müşteriyi karşılayıp oturtmuş sipariş alıyor;25 Yaşlarında bir çift.. Kadınının sırtı, adamınsa yüzü benim masama dönük. Çerçevesiz gözlüklü beyaz yüzlü bir adam. Masada güzelce hazırlanmış bir buket gül dikkatimi çekti. Romantik bir erkek ya da bir bok yedi diye düşündüm. Onlar siparişlerini verirken bende kendime bir çay koyup tekrar kitabıma okumaya döndüm.. Sanırım onlarda benim müşteri olduğumu düşünmüştür...

Kitabımın sayfalarına dalmışken masadan yükselen bayan sesini duydum. ”Aşk karın doyurmuyor…” Konuşulanları duymamaya çalışmak çok zordur. Kitabıma odaklanmaya çalışıyorum ama duyduklarım zihnimde yankılanıyor. ” Aşk karın doyurmuyor...” Bol paralı biriyle evlenmek ; yanında mutlu olduğun biriyle evlenmekten ; neden daha mantıklı? Akşam yemeğinde Portakallı ördek yemek ,samimi bir sofradan daha fazla mı doyurucu? Karnımızı doyurmak için mi evleniyoruz? Önümüzde kuş sütü eksik sofralar olsa bile , mutlu değilken bir anlamının olmadığını anlamak çok mu zor?

Nerenle baktığın önemli sanırım. Kalbinle gerçek bir aşkla bakıyorsan birbirine, inan bana ne yediğinin ne giydiğinin sadece ayrıntıdan ibaret olduğunu anlayacak kadar çok sorguladım hayatı. Tabii tatilde gideceğin; şartları seni en rahat ettirecek otel mantığıyla seçiyorsan eşini o başka. Ne kadar lüks olsa da hotel bir süre sonra geldiğin yeri özlersin; benden naçizane bir tavsiye. Kalktım onları duyamayacağım mesafedeki bir masaya oturdum. Kardeşim beni niye katıyorsunuz bu ayrılık sahnelerine der gibi. Sipariş ettikleri çaylar daha yarıya gelmeden kadın kalktı. Asık mutsuz bir surat ile hızlı hızlı uzaklaşarak gözden kayboldu. Adam hesabı istemeden masaya çay parasını bırakıp kadının aksi istikametine doğru yol aldı. Sanırım yol ayrımına gelinen bu aşkın sonunda bir ben kalmıştım. Ha birde masada iki yarım bardak çay, on lira para ve bir buket çiçek…

Okan “ abi çiçeği unutmuşlar “dedi. Gelmeyeceklerinden adım gibi emin olsam da ”içeri koy belki gelir alırlar” dedim. Ne olur ne olmaz. Biz görevimizi yapalım da…Tekrar kitaba döndüm. Kitap bulunduğum sıkıcı gerçeklikten alıp uzaklaştırır beni. Kendim çakılı olsam da iş yerime zihnimi özgür bırakır.

Sokağın köşesinde Serhat kağıt toplama arabası ile belirdi. Arabasını kaldırımdaki siyah bariyerlere dayadı. Karısı ile kağıt ve hurdaları toplayarak paraya çeviriyorlardı. Ekmeklerini bu işten çıkarıyorlardı. Çoğumuzun görmezden geldiği tiplerden yani.. “Selamın Aleyküm Selçuk Abi.. ” Arka cebinden yirmi lira çıkarıp: ”abi hanımla bize köfte paket yapar mısın ” “Aleyküm selam Serhat işler iyi galiba peşin çalışıyorsun bugün ” “Çok şükür abi Hanımın doğum günü bugün sever köfteyi sürpriz yapayım ona” “ O zaman tatlıda bizden olsun be Serhat ; Yengenin doğum günü kutlu olsun” Siparişi mutfağa verirken torpilli olsun diye de belirtmeyi de unutmadım. Ne güzel adamsın be Serhat.. Bu hayatta kalma savaşında kalbinin temizliğini koruman taktire şayan doğrusu. “Yenge doğum günü diye izinli galiba” “Yok be abi dün hurda toplarken demir şofben düştü ayağına. Doktor krem verdi; bugün gelmek istedi ben almadım. Yat dedim. Şimdi köfteyi görünce sevinir. Köfteyi görünce ağrı mağrı kalmaz..” deyip gülümsedi. “Hediye aldın mı peki?” “Köfte aldık ya abi” dedi. “Doğru köfteyi unuttuk…Dur sana bir güzellik yapıyım;

” İçeri gidip masa üstündeki buketi almaya gittim. Biraz önce aklımda soluk hatırladığım buket sanki daha bir canlı geldi gözüme. ”Al bunu yengeye hediye et onun kısmetiymiş.” “Ooooo abi çok sağol ya, nasıl sevinecek Allah razı olsun” Çocuk gibi mutlu olmuştu. Paketleri geldi. Çiçekleri kağıt toplama arabasının sepetine koydu; paketlerin poşetini bileğine geçirdi. “Serhat aşk karın doyurur mu?” “Doyurmaz ama ben karının yanındayken kuru ekmekle de doyarım. Doymazsak çiçekleri yeriz be abi” deyip gülerek uzaklaştı. En net şekilde açıklamıştı aslında. Aşk karnınızı doyurmazsa çiçekleri ; oda yetmiyorsa kökünü yiyin dercesine...

Selçuk Kıroğlu

Evet dostlar,kiminin derdi pırlantasının küçüklüğü iken kiminin mutluluğu ekmek arası "huzurla" yenilen köftedir...Bakmak ve görmek diyorum, aynı şeyler değilll...!

Bu yazı için Selçuk Kıroğluna teşekkür ederken gizemli bir yolculuğa çıkmak isteyenlere  "Azizenin duasını" olan kitabını tavsiye ederim...

Sevgi ve güzelliklerle kalın...

Chenay Kobak

Güncelleme Tarihi: 12 Kasım 2019, 10:21
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner2834

banner2251