banner3088

Dünyanın en pahalı aşk hikayesi

Tac Mahal, Babür İmparatoru Şah Cihan'ın 7 eşinden en sevdiği hanımı, 14. çocuğunu doğururken hayatını kaybeden Mümtaz Mahal anısına yaptırılmıştır. Hindistan'ın Agra kentinde bulunur ve Dünya'nın 7 harikasından biridir

Dünyanın en pahalı aşk hikayesi

Olur ya bir gün yolunuz Hindistan'a düşerse...
Bir İngiliz lordu olan Edward Lear “Dünyada insanlar ikiye ayrılır: Tac Mahal’i görenler ve görmeyenler” demiş. Gerçekten öyle güzel, göreni öyle ayrıcalıklı hissettiren, şiir gibi bir bina. Dünyanın yeni 7 harikasından biri ve şüphesiz Hindistan denince ilk akla gelen yer.
“Hindistan’daki Müslüman sanatın mücevheri ve dünya mirasının evrensel başyapıtlarından biri”
“Çok az güzellik, kendisi hakkında söylenenlerden daha güzel olmayı başarmıştır. Bunlardan biri de Tac Mahal’dir.”der Pearl S. Buck

 Taç Mahal’ in hikayesi üzücü ve harikulade bir hikayedir. Eğer var olmasaydı, yapılış hikayesini sadece bir masal olarak hayal edecektik.
Evet dostlar,300 yıl önce, Hindistan’ da Shah Jahan adlı bir imparator yaşardı. Büyük bir aşkla bağlandığı en gözde eşi çok güzel ve akıllıydı, danışmanlığını yapıyordu ve en sadık arkadaşıydı. Adı Mumtazi Mahal’di ve bu kısaltılarak Taç Mahal oldu. Sarayın gururu anlamına gelmekteydi.
İranlı bir soylunun kızı olan Prenses Mümtaz, 1593 yılında dünyaya gelir. Gerçek adı Encüment olan Prenses Mümtaz, anlatılanlara göre dillere destan bir güzelliğe sahiptir. 15 yaşına geldiğinden geleceğin imparatoru Prens Khurram’la nişanlanan Prenses Mümtaz, nişandan beş yıl sonra Prens ile evlenir. 20 Mayıs 1612’de düğünleri yapılır ancak bu tarih rastgele belirlenmemiştir. Düğün tarihleri, dönemin en iyi astrologları tarafından saptanır. Prens’in babası İmparator Cihangir ise inanılmaz güzellikteki gelinine, sarayda görevli olması nedeniyle ‘Mümtaz Mahal’ lakabını verir.
 Yakışıklı bir aristokrat olan Prens Khurram; pürüzsüz bir tene, kahverengi gözlere, düzgün bir burna ve muazzam kesilmiş sakallara sahiptir. Güçlü bir belleği ve keskin bir zekâsı olan Prens, ileride alacağı ‘İmparator’luğu sonuna kadar hak etmiştir.
Prens Khurram ve Prenses Mümtaz, beraberlikleri boyunca mutlu bir hayat yaşarlar ve tam 14 çocuk sahibi olurlar. Ancak çocuklarının sadece 7 tanesi yaşayabilir. İmparator Cihangir öldükten sonra tahta geçen Prens Khurram, imparator olur olmaz tüm erkek akrabalarının öldürülmesini emreder ve tam 31 yıllık barış ve demokrasi ile geçecek olan dönemi de başlatmış olur. Bu dönemde eşsiz yapılar, binalar ve sanatsal çalışmalar çokça yapılır.

Yıllar bu şekilde sürüp giderken bir anda her şey değişir. Hayat bu ve her zaman her şey güzel gitmez maalesef ve dünyanın en gözde, en güzel varlıklarına da kötü şeyler olabilir. Bu dünya ölümlülerin dünyası neticede…
 Ve takvim 1631’i gösterdiğinde  güzelliği dillere destan Mümtaz Mahal’imiz doğum sırasında gözlerini hayata yumar. İmparator bunu duyduğunda mahvolur, hayatı kararır… Eşinin cenaze töreni sırasında müzik çalışmasını kesinlikle yasaklar. Renkli kıyafetlerini çıkarıp sadece yas kıyafetleri olan beyaz elbiselerini giyer. Bir süre halkın önüne hiç çıkmaz ve şunu söyler: “İmparatorluğun hiç önemi kalmadı ve yaşam benim için tüm anlamını yitirdi”. İmparator eşinin ölümüne bir türlü alışamaz ve onu ölümsüzleştirmek için bir anıt mezar yaptırmaya karar verir.

Yamuna Nehri’nin kenarına bir anıt mezar yaptırmak isteyen Şah Cihan, İstanbul’dan mimar ister. Mimar Sinan’ın talebesi ve Sultanahmed Camii mimari İsa Efendi bu iş için gönderilir. Ve Tac Mahal’in temelleri 1632’de yani Mümtaz Mahal’in ölümünden bir yıl sonra atılır. Günde 20.000 işçinin çalıştığı bu yapı tam 22 senede tamamlanabilir. Tac Mahal’in Racistan’dan gelme şeffaf mermer iç duvarları; yakut, safir, pırlanta, zümrüt, akik, firuze, sedef ve inci ile süslenir. 22 yıl boyunca birçok farklı bölgeden getirilen taşlar için 1000 fil kullanılır.
Türbenin iç ve dış çevresine Yasin Suresi, mermerin içine siyah mermer hakkedilerek yazılır. Köşelere, depremde yıkılırsa binaya zarar vermesin diye dışa doğru eğik dört minare eklenir. Türbenin giriş kapısı 33 metre yekpare mermerden yapılır. Solda zarif bir camii, sağda bunun simetriği mihmanhane (misafirhane); havuzlarla bezeli büyüleyici bir bahçe ve kırmızı taştan muhteşem dış kapı yapılır.

Şah Cihan, kendisi için de Tac Mahal’in yanına siyah matem renginde bir benzerini yaptırmak ister ancak hazineyi büyük masraflara sokacağı gerekçesiyle oğlu Alemgir Evrengzib, babasını tahttan indirip Agra Kalesi’nde yaşamaya mecbur kılar. Şah Cihan bu karara hiç karşı çıkmaz.
Ömrünü, sekizgen şekli sebebiyle ‘Müsemmen Burç’ denilen odada kimseyle görüşmeksizin Tac Mahal’i izleyerek geçirir. Hatta öyle ki, hastalanıp yatağa düştüğünde de önüne ayna koydurarak ölümüne kadar Tac Mahal’i seyretmeye devam eder. Vefat edince de güzeller güzeli karısının yanına defnedilir. Şonra iki âşık birlikte, sesin yedi kere yansıdığı bir odada ebedi uykularına dalarlar.

Tac Mahal gün içinde birçok farklı renge bürünür. Gün doğumuyla birlikte pembemsi ve bir süre sonra da en güzel rengi olan beyaz rengine dönüşür. Ay ışığıyla beraber de altınımsı bir renk alır. Efsaneler bu eşsiz özelliğin kadınların, özellikle de Mümtaz Mahal’in değişken duygu durumunu temsil ettiğine işaret eder.

Tac Mahal, kubbesi ve dört köşesindeki minareleriyle, hangi taraftan bakarsanız bakın simetriktir. Tüm yapıda simetrik olmayan tek yapı anıt mezarlardır.Şah Cihan’ın mezarı, İslam geleneklerine uygun olarak, kadından üstün ve yüksektir.
Herkese bu kadar pahalı aşk dilemek isteyip de dileyemesem de,onun kadar pahalı bir "Sadakatı"dileyebilirim ki bana göre yaşamın en mühimi ve en temeli olan çok kutsal bir duygu...
Güzel ve huzurlu bir akşam diliyorum...
SEVGİyle kalın...
Chenay Kobak

Güncelleme Tarihi: 06 Ocak 2020, 17:26
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner3205

banner3196

banner3550

banner3212