Avukat Aslıhan Ergün Ercan: 'Şiddetin konumla, yoksullukla, fakirlikle, zenginlikle, statüyle alakası yok'
Avukat Aslıhan Ergün Ercan, Şiddetin konumla, yoksullukla, fakirlikle zenginlikle, statüyle alakası yok. Bulunduğu çevre, bağlantılı olduğu noktalar ve bunun gibi durumlar, psikiyatriler tarafından da değerlendirilmek zorunda dedi.
Avukat Aslıhan Ergün Ercan, 'Şiddetin; konumla, yoksullukla, fakirlikle zenginlikle, statüyle alakası yok. Bulunduğu çevre, bağlantılı olduğu noktalar ve bunun gibi durumlar, psikiyatriler tarafından da değerlendirilmek zorunda' dedi.
Kamuda artan şiddet olayları ve küçük yaştaki çocukların karıştığı vakalar, Türkiye'nin en önemli toplumsal sorunlarından biri haline gelirken, geçtiğimiz yıl Ahmet Minguzzi'nin öldürülmesi ve geçtiğimiz günlerde de İstanbul'da öldürülen Atlas Çağlayan, kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Avukat Aslıhan Ergün Ercan, şiddetin geldiği noktaya ve hukuki sürece ilişkin İhlas Haber Ajansı'na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Son yıllarda kamu alanlarında yaşanan şiddet olaylarına da dikkat çeken ve şiddete karışan kişilerin yaş ortalamasının giderek düştüğünü belirten Ercan; okullarda, sokaklarda ve hatta kamu kurumlarında çocuk yaştaki bireylerin şiddet eylemlerine karıştığı olayların endişe verici boyutlara ulaştığına değindi.
'Güzeller güzeli evlatlarımız katlediliyor'
Geçtiğimiz günlerde İstanbul'da katledilen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan hakkında konuşan Ercan, şiddet yaşının giderek düştüğüne değinerek, 'Atlas evladımızın başına gelenler hukuki zemininde de anlatılmayacak, açıklanamayacak düzeyde. Tıpkı Ahmet Minguzzi evladımız gibi. Biri 'pardon kardeşim' dediği için, diğeri de yan bakma meselesinden dolayı güzeller güzeli evlatlarımız katlediliyor. Mecliste bir araştırma komisyonu var. Umarım o araştırma komisyonunda olması gereken noktalara değinirler. Çünkü Ahmet'ten sonraki süreçte bu durum bir yoksulluk meselesine çevrildi. Şimdiki süreçte de yoksul çocuklar suç işliyormuş algısı oluşmaya başladı. Bu cinayetler, yoksul çocuklar tarafından işlenmiyor. Bu konu çok önemli. 'Yoksulsa suç işler.' Hayır, çok net bir şekilde zengin kesimlerin de suç işlediğini de gördük. Burada buna önem verilmesi gerekiyor, buna dönüştürülmemesi gerekiyor. Zaten ciddi anlamda sınıfsal bir ayrıma maruz kalan yoksul çocuklarımız, gariban insanlarımız, vatandaşımız, işinde gücünde kanuna ve nizama uyan insanlarımız, şu anda kast sistemiyle bir sınıflandırılma haline getiriliyor' diye konuştu.
'Çocuklarımıza yoksul olduğu için suç işliyorlar dedirtmeyeceğiz'
Çocukların şiddete yönelmesinin yaşla veya yoksullukla bir alakası olmadığını ifade eden Ercan, bu durumun daha farklı bir biçimde ele alınması gerektiğini vurgulayarak, 'Çocuklarımıza yoksul olduğu için suç işliyorlar dedirtmeyeceğiz. Dedirtmemek için de her şeyi yapacağız. Suç işleyenlerin ailelerine bakmak lazım. Hangi çetelerle ilişki içerisindeler, sosyal çevreleri nedir? Siber ağlar da var. Çocukları suç işlemeye teşvik de ediyorlar. Bunların hepsinin bir bütün halinde değerlendirilmesi lazım. Mesela Mersin'de Sevgi Evi var. Sevgi Evi kimsesiz çocukların yaşadığı, devletin kucak açtığı yer. Bu evde bir kadın, durduk yere 3-4 yaşındaki bir çocuğa tekme atıyor. Ağlayamıyor çocuk. Tepki bile veremiyor. Kadın başka bir videoda da başka bir çocuğa tekme atıyor. Kadının tarzı şiddet. Şimdi bu şiddetin altında büyümüş, devletin gözetimindeki bir çocuk, birey olduğu zaman ne verecek? Travmatik büyüyor, şiddetli büyüyor veya ailelerinde şiddet gören çocuklar ne verecek? Devletin kucak açtığı, 'benim evladım' dediği yerde şiddet görüyorsa, dışarıda, sokakta, her yerde şiddet görür. Kadının, mahkeme kararıyla Sevgi Evi'ne geri döndüğü söyleniyor. Bununla ilgili Aile Bakanlığımızı da özel bir çalışma için davet ediyorum. Çocuklarımızın her biri doktorumuz olacak, mühendisimiz olacak, pilotumuz olacak, geleceğimiz onlar' şeklinde konuştu.