Prof. Dr. Öztek: "18 Mart destandan da öte"

Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Öztek, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi'nin 107'nci yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Anadolu Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Öztek, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Zaferi’nin 107’nci yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayımladı.

Prof. Dr. İbrahim Öztek, Çanakkale Zaferi’nin 107’nci yıldönümünde yayımladığı mesajda, Çanakkale Savaşı’nda yaşananları anlatarak şunları kaydetti:

"Bugün 18 Mart 1915, dört aydır Çanakkale boğazını, sahillerini ve Gelibolu’yu yangın yerine çeviren, aynı anda 530 topu birden ateşleyerek, denizi, karayı, dağları kavuran, İngiliz ve Fransızların başı çektiği o büyük donanma, artık hayat kalmamıştır diyerek Çanakkale boğazına girer.

Bu bombardımanı şair şöyle tasvir ediyor:

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin

Sönüyor göğsünün üstünde aslan neferin.

Veriyor zırha bürünmüş de o namert eller

Yıldırım yaylımı, tufanlar, alevden seller.

Cevat Çobanlı Paşanın emrindeki Tophaneli Hakkı Yüzbaşının yönettiği Nusret mayın gemisinin Erenköy karanlık koyuna döşediği 26 mayın ve ardından emrindeki müstahkem mevkilerin ateşi ile bir anda dünyanın en büyük 6 zırhlısı Çanakkale boğazının serin sularına gömülür. Diğerleri yara alır ve geri döner. Havran’lı Seyid’in attığı bir gülle, İstanbul’un yolunu tuttuğunu düşünen Osean zırhlısını yok eder. Bu zafer, Çanakkale destanının birinci bölümüdür ve Cevat Çobanlı paşanın rolü çok büyüktür.

Bu kapı Türklüğün kapısı, dünya kurulduğunda var olan ve dünyaya medeniyet götüren bir ulusun kapısıdır, hürriyet ve istiklalin kapısıdır, bu kapı hilallerin de güneşlerin de batmadığı bir cennet vatan kapısıdır, onun içindir ki, ’Dur yolcu, Çanakkale geçilmez.’

Denizi aşamayan düşman güçleri 2. aşamada Gelibolu sahillerine çıkar. 25 Nisan’dan itibaren sayısız taarruzu ilk anda Yahya Çavuşların sonra da Conk bayırından başlayarak, her seferinde düşmanı denize döken Yarbay Mustafa Kemal (Atatürk)’in stratejik dehası ile karşılaşırlar. 8 Ağustos akşamı Mareşal Sanders tarafından Anafartalar Grup Komutanlığına getirilen Mustafa Kemal’e tüm kuvvetlerin komutası verilir. Mustafa kemal Ağustos ayını Anafartalar, Arıburnu ve Suvla sahillerinde verdiği ölüm emri ile düşmana dar eder. Esat Paşa, Fevzi Paşa, Vehip Paşa, Alb. Selahattin Adil, Alb. Kazım İnanç, Alb. Halil Sami, Yb. Kazım Karabekir, Yb. Hüseyin Avni, Yb. Fahrettin Altay, Yb. Esat, Yb. Cemil Conk, Bnb. Nuri Conker ve Bnb. İzzet Çalışlar’dan oluşan komuta kademesi düşmana geçit vermemek ve Balkan yenilgisinin intikamını almak için and içmiştir.

Bu gırtlak gırtlağa süren savaş, devlerin savaşıydı ve dağlar Türk doğurur.

Onlar hayatlarını savaş alanlarında tükettiler

Bir cepheden diğerine şanlı zaferler ürettiler.

Allah’a kavuşmada her taarruz yeni bir yoldu

Hücumdan hücuma düşmana dünyayı dar ettiler."

"Şehitlerimizin ruhları nöbeti terk etmeyip, vatanı beklemektedir"

Prof. Dr. Öztek, "29 Ekim 1915 günü, tasviri efkar gazetesi resimlerini basarak, şu başlıkla çıkar; boğazları ve makamı hilafeti kurtaran kumandanlarımızdan Cevat Paşa ve Miralay Mustafa Kemal beyefendiler. Churchıll, yıllar sonra kurtuluş savaşımızı değerlendirirken; Mustafa Kemal’in emsalsiz bir komutan, Türklüğün kaderine hakim bir deha olduğu daha o zaman anlaşılmıştı, "bir miralay’ın karşımıza çıkışı bütün talihimizi değiştirdi" diye belirtmiştir. Tarihte bir eşi daha yaşanmamış bu savaş, Türk askerinin yiğitliği, kahramanlığı, cengaverliği ve cesareti yanı sıra onun şevkatini, sevecenliğini, insancıllığını, bağışlayıcılığını ve babacanlığını ortaya koymuştur. O, al bayrağa eştir ve bayrak üstündeki hilal uğruna batan güneştir. Çanakkale abidesi, Çanakkale deniz, hava ve kara savaşlarının toprak ve kanla yoğurduğu 500 bin canın ulu mezar taşıdır. Tan vaktinin kızıllığında aydınlanan şehit ruhlarının, cennete açılan kapısıdır. Ve halen onun gölgesinde, şehitlerimizin ruhları nöbeti terk etmeyip, vatanı beklemektedir" ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Öztek, açıklamasını şöyle tamamladı:

"Bu destan, yüce bir kumandanın, vatan savunmasındaki yüklendiği namus görevini yerine getirmek için yüce yüce askerleri Mehmet’lere, taarruz sırasında vurup yaraladığı İngiliz subayını kucaklayıp, emsali görülmemiş bir şekilde İngiliz siperlerine geri götüren koca Ali’lere, bir süngü savaşı sonrası, kendi göğsünde açılmış koca bir süngü yarasına rağmen, Fransız askerinin yarasını saran yiğit Ahmet’lere, 276 kiloluk mermiyi sırtlayıp, topun namlusuna sürerek, zırhlıları sulara gömen Seyit onbaşılara ve birtakım askeri ile düşman tümenlerini durduran Yahya çavuşlara, taarruzu değil ölümü emrettiği bir destandır. Bu destan, başta ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ve istiklal savaşımızın kahramanlarının yaratıldığı, yeni bir millet olmanın ulusal bilincinin ve benliğinin ortaya konduğu, özgürlük ve bağımsızlığımızın ve de bu günkü güzel Türkiye’mizin temellerinin atıldığı bir destandır. Bu destan, ülkemizi istilaya gelen düşman askerlerinin, Mehmetçikle koyun koyuna yatarak, artık bizim evlatlarımızın olduğu bir destandır. Bu 19 Mayıs’ların destanıdır Ey Türk oğlu Türk ve küreselleşen yeni dünya, şunu çok iyi bil; Çanakkale hiçbir zaman geçilmemiştir ve asla hiçbir zaman da geçilemeyecektir. Ruhları şad olsun."

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN