'Her kanayan kadının taşıyıcı olma riski vardır'

İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası Webinar ile 'Kalıtsal Kanamalı Hastalık'larda kadınların sorunlarını ele aldı. Alanında uzman katılımcıların bulunduğu etkinlikte kalıtsal kanamalı hastalıklardan olan hemofili ve Von Willebrand hastalığında kanama problemi yaşayan kadınların taşıyıcı olma riski olduğuna dikkat çekildi.

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et

İstanbul Arel Üniversitesi Uluslararası Webinar ile “Kalıtsal Kanamalı Hastalık”larda kadınların sorunlarını ele aldı. Alanında uzman katılımcıların bulunduğu etkinlikte kalıtsal kanamalı hastalıklardan olan hemofili ve Von Willebrand hastalığında kanama problemi yaşayan kadınların taşıyıcı olma riski olduğuna dikkat çekildi.

İstanbul Arel Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü ve Türkiye Hemofili Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği ‘Kanama Bozukluğu Olan Kadınlarda, Moleküler, Genetik ve Klinik Sorunlar’ başlıklı Webinar’ı Aralık ayında gerçekleşti.

İstanbul Arel Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ergül Berber’in moderatörlüğünde gerçekleşen webinara Türkiye Hemofili Derneği Başkanı Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Zülfikar ve Kanada Queen’s Üniversitesi Patoloji, Moleküler Tıp ve Pediatri Uzmanı Prof. Dr. Paula James katıldı.

Dünyada en sık görülen kalıtsal kanamalı hastalıklardan olan hemofili ve Von Willebrand hastalığında kadınların kanama problemlerinin moleküler, genetik ve klinik açıdan değerlendirildiği toplantıda, her kanayan kadının taşıyıcı olma riski nedeniyle hemofili ve diğer kalıtsal kanamalı hastalıklar ile başa çıkmada önemli bir yeri olduğunun altı çizildi.

Prof. Dr. Ergül Berber; sosyo-kültürel nedenler ve farkındalığın düşük olması nedeniyle, dünyada kanayan kadının sesinin duyulmadığı dile getirdi ve “Pandemi dönemi ile yakından tanımaya başladığımız Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nün çalışmaları ile genetik ve Covid’19 gibi enfeksiyon hastalıkları ile mücadele edebiliyoruz, bu anlamda bölümün çalışmalarına destek vermek çok önemli” dedi.

Her kanayan kadının taşıyıcı olma riski nedeniyle taşıyıcı olup olmadıklarının moleküler ve genetik çalışmalar ile tanımlanmasının kalıtsal kanamalı hastalıkların gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin üzerine getirmiş olduğu ekonomik yükün azaltılması, hastaların ve hasta ailelerinin üzerindeki psikolojik yükün azaltılmasında çok önemli olduğu vurgulandı.

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN